kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

BİTTİ SANILAN TEHLİKE

Serap Akıncıoğlu

Serap Akıncıoğlu

E-Posta :

 Yazıma başlamadan önce sürekli olarak yanlış anlaşılan bir konuya netlik kazandırmak istiyorum. Bir Müslüman her türlü şiddetin karşındadır.

Dolayısıyla hiçbir sözüm, hiçbir yazım gerçekten samimi ağaç sevgisiyle, vatan aşkıyla demokratik hakkını kullanmak, sesini duyurmak için parka giden, şiddete karışmamış, tertemiz gençlerimize değildir. Kimi yerlerde protestoculara gereksiz ve sert müdahalelerde bulunulmuş olabilir bu tabi ki kabul edilemez. Onlara karşı orantısız güç kullanmak, şiddete başvurmak kesinlikle yanlıştır ve bu yanlışı yapanlar mutlaka hukuk önünde hak ettikleri cezayı almalıdırlar. Çünkü bu gibi davranışlar masum gençlerimize olduğu kadar, varlığını ortaya koyarak, milletin namusunu, canını, malını korumaya çalışan şerefli polisimize de zarar vermiş durumdadır.

İşin özüne gelecek olursak bu masum gençlerimizin makul eylemi, bazılarının beklediği ortamı da beraberinde hazırlamış oldu. Ve neticede ülkesini seven hiçbir vatandaşın istemeyeceği acılar yaşandı...

Polisimiz şehit oldu, vatan evlatlarımız hayatını kaybetti, yaralananlar oldu...

Yakılan polis araçları, özel araçlar, otobüsler, belediye otobüsleri, iş makinaları, binalar, işyerleri, polis merkezi...

Sökülen otobüs durakları, ankesörlü telefonlar, trafik ışıkları, kaldırımlar...
Zarar gören ağaçlar, koparılıp atılan çiçekler...
Tüm bunların devletimize maliyeti 100 trilyonu aştı ki bunlar bizim vergilerimizle yapılan ve yine bizlerin kullandığı kamu mallarıdır...

Kanalizasyona dönen parklar, gürültüden rahatsız, huzursuz olan halk...

Bölgeye gidemeyen halk, iflas noktasına gelen esnaf...

Bu arada şunu da belirtmek isterim: Kesinlikle kamu düzenini bozan, halkın güvenliğini tehlikeye atan şiddet yanlılarının da hak ettikleri cezayı alması şarttır. Tüm gözaltındakiler serbest bırakılsın diye talepte bulunurken, söz konusu şiddet olaylarının faillerinin bulunup cezalandırılmasını talep etmemek samimi olmayacaktır.

Ve önü kapanan turizm geliri...
Dünya çapında sarsılan ülke itibarı...
Nasıl oldu da birkaç gün içinde ülkemiz bu hale geldi, bir anda bir kesim nefret söylemlerine, şiddet eylemlerine başladı?

Başta da belirttiğim gibi haklı talepler, makul istekler olması çok normal ve demokraside istenilen bir güzelliktir. Ancak nasıl bir şey oldu ve işler kontrolden çıktı?

Dayatmaya, zor ve baskıya karşıyız diyenler nasıl oldu da birden dayatmayla zor ve baskı ile hükümeti devirmeye çalıştı?

Biz yeşili, çevreyi seviyoruz diyenler nasıl oldu da bir anda çevreyi harabeye çevirip, yeşile zarar verdi?

Halka sormadan yapmayın derken nasıl oldu da plebisit fikrine -evinde oturan halk hiç yerine konularak- karşı çıkıldı, sadece sokaktakilerin sesini dinleyin dediler?

Hangi mantıkla depreme dayanaksız ve kullanışsız olan AKM'nin yerine, depreme dayanaklı -yine adı AKM olan- güzel bir kültür merkezine itiraz edildi?

Yaşadığımız bu süreçteki örnekleri çoğaltmak mümkün ama artık esas tüm bunların arkasında yatan sebebin çok iyi bilinmesi, analiz edilmesi gerekmektedir.

Açıkça ülkemizde komünist bir ayaklanma provası yapılmıştır. Ülke olarak eksiğimiz, halkın önceden bu tarz komünist ayaklanmalara karşı eğitilmemiş olması, dolayısıyla da bu duruma hazırlıksız yakalanmış olmasıdır. Halkımız komünizmin esas amacını, şiddet yanlısı bakış açısını, taktiklerini, uygulamalarını bilerse bu tarz provokasyonları en başından fark eder ve oyuna asla gelmez.

Bildiğiniz gibi komünizm 20. yüzyılda milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuş bir fikir sistemidir. Günümüzde komünizmin yıkıldığını iddia eden birtakım kesimler var, öncelikli olarak belirtmek isterim ki komünizm yıkılmamıştır, aksine farklı isimler ve görüşler altında hala insanlığa zarar vermeye ve kan dökmeye devam etmektedir. Çünkü komünizm, gücünü Allah’a inanmayan, Darwinist-Marksist ideolojilerden alır. Bu ideolojiler fikren yok edilmedikçe de komünizm tehlikesi bitmiştir demek doğru olmayacaktır.
Komünizmi anlamak için; dayanak noktası olan Darwinist-materyalist felsefeyi çok iyi bilmek ve bu çürük felsefeleri ilmi olarak yok edebilecek bilimsel delilleri de öğrenmek gerekir.

Darwinizm dediğimiz fikir sistemi; insanı bir hayvan olarak gören, her şeyin tesadüfler sonucu oluştuğunu iddia eden Charles Darwin’in ‘Evrim teorisini’ esas alan batıl bir fikirdir. Ki bu köhne düşünceye teori demek de doğru değildir. Evrim teorisi, bilimsellik adına ortaya atılmış bir teori değildir aslında. Materyalist ve ateist düşünceyi desteklemek, yeryüzündeki çatışmayı sözde meşru kılmak amacıyla, yaklaşık 150 yıl önce ortaya atılmıştır.

Darwinizm, Allah'ın varlığını ve birliğini inkar eder. Darwinizm ve bu batıl düşünceden kaynaklanan diğer materyalist akımlar insanlara ‘yaşam bir mücadele alanıdır ve sadece güçlü olanlar ayakta kalır, zayıf olanlar ise elenmeye mahkumdur’ gibi ya da -Allah’ı tenzih ederim- ‘insan dahil her şey tesadüflerin eseridir, yaratılmamıştır ve (haşa) bir Yaratıcı yoktur’ gibi batıl telkinler verir.

150 yıldır dinsizliği, ahlaksızlığı, terörü, çatışmayı, acımasızlığı, kan dökmeyi toplumlara telkin eden Darwinizm, tarihte büyük toplumsal felaketlere sebep olmuştur ve acımasız sonuçlarını halen de görüyoruz.

Sonuç olarak şu an için yapılacak en acil işlerden biri halkımızı Darwinist kökenli Komünizm hakkında bilinçlendirmek, gençlerimizi anti Darwinist, anti komünist bir eğitimle yetiştirmektir.
Sosyal adalet istedikleri için komünizmi savunduklarını söyleyenler unutmamalıdırlar ki gerçek sosyal adalet İslam'dadır. Marx, sosyal adalet fikrini Kuran'dan almıştır, komünizmde adalet yoktur. Hemen şunu da belirtmek isterim ki, komünizm, faşizm, kapitalizm hiçbirinde özlemini duyduğumuzu, huzur, barış ve adalet ortamı sağlanamamış ve sağlanamayacaktır. Gerçek Kuran ahlakının dışında bir yol yoktur.

Ülkemizi; öfkenin, nefretin sürüklediği karanlıktan kurtarıp, sevgiyle, şefkatle, merhametle aydınlık bir dünyaya doğru götüreceğiz inşaAllah.

Ve şu da bilinmelidir ki, ülkemizde sistem demokrasi üzerinedir, kim kimi ezerse o iktidar olur diye bir model yoktur, milletin kanaatini nasıl belirteceği açıktır. Son söz mutlaka sandıkta söylenmelidir. Çünkü, millet olarak demokratik modern büyük Türkiye idealimizden vazgeçmeyeceğiz.

www.serapakincioglu.com
www.facebook.com/SerapAkincioglu9
twitter.com/SerapAkincioglu
www.facebook.com/serap.akincioglu
serap_akin72@yahoo.co.uk

Kaynak : http://www.haberhilal.com/yazar-BITTI-SANILAN-TEHLIKE-5042/#ixzz2WpWSPerZ


İzlenme: 816
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR