kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

DARBELERDE İSRAİL'E YARDIM EDENLER!

Seral İbrahim Köprülü

Seral İbrahim Köprülü

E-Posta :

 Mısır'daki darbenin ardından, el-Ezher'in şeyhi Ahmed et-Tayyib'in, 'Darbe hiç fena olmadı' mealindeki açıklaması İslam ülkelerindeki darbelerin de nasıl kolay yapıldığının bir ispatıdır. Çünkü Müslümanlar arasındaki ayrılık, uluslararası komplolarda rahatlıkla kullanılmaktadır.

 

Ortadoğu'da Sykes-Picot antlaşmasıyla 20. yüzyıl başında cetvelle çizilen ve Müslümanları birlikten ayrılığa mahkûm eden sınırlar, 21. yüzyıldan itibaren yoğun bir şekilde aslına rücu etme ivmesi kazanmıştır. Özellikle Türkiye'nin mazlum MENA bölgesi (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) ülkelerini sahiplenmesi, dik durup eğilmemesi ve gerektiğinde Batı'nın demokrasi ve insan hakları konularında yaptığı yanlış uygulamaları çekinmeden eleştirmesi, bu bölgeyi türlü sebeplerle işgal etmiş derin ittifakları farklı politikalara sevk etmek zorunda bırakmıştır. Elbette bu hızlı değişim ve uyanış, bölgede oluşturdukları statükoyu korumaya kararlı tüm derin yapıları ziyadesiyle rahatsız etmiştir.

Ortadoğu'daki işgal, terör ve savaşlar, bölgeyi Müslümanlardan arındırma gibi sapkın bir inanca sahip olan şahin Neoconlarla, Tevrat'ı adeta terk etmiş olup İsrail'i insaniyetsizce yönetmekte olan derin Siyonist yapının ittifakı bölgedeki çoğu rejimi kontrol altına almayı başarmıştır. Yine aynı şekilde SSCB yıkılmış olsa da Rusya'nın tüm BAAS rejim ve kadroları üzerinde yoğun bir etkisi hala devam etmektedir. Mısır'da Amerikan Kara Harp Okulunda eğitilmiş Sisi nasıl Mısır'da darbe yapmışsa, aynı şekilde 1958 yılında SSCB'de askeri havacılık eğitimi alan Hafız Esad da Suriye'yi Sovyetlerin istekleri doğrultusunda yönetmiştir. İran'da ABD yanlısı Şahlık rejimini, yine komünist Moskova'nın yardımıyla deviren ve sözde bir İslam cumhuriyeti kuran kadrolarsa Şii kartını kullanmayı bilmiş, Ortadoğu'da Rusya'nın eli kolu olmaya devam etmiştir.

SİYONİST KANAT!

Ortadoğu'da birçok ülke işgal altındadır, birçok ülke de kukla yönetimler ve diktatörlerce yönetilmektedir. Bir Ortadoğu klasiği olarak başa gelen her yönetici İsrail'i yeryüzünden silmek ve yok etmek için savaşa hazır olduğunu kamuoyuna duyurarak görevine başlamaktadır. Bu da İsrail'in radikal Siyonist kanadı açısından Batı'nın desteğini almada tam bir meşruiyet kazandırmaktadır. Çünkü bazı İslam alimleri ısrarla tüm Yahudilerin katledilmesi yönünde fetvalar vermektedir. Ama diğer taraftan Müslümanlar arasında mezhep çatışma ve anlaşmazlıkları körüklenerek/artarak devam et(tiril)mektedir. Radikal Siyonist kanat (Musevilerin yaşam hakkını savunmanın ötesinde, Müslümansız Ortadoğu isteyen Neoconlarla hemfikir olan ve hahamlarca dahi şiddetle eleştirilen Museviliğe uymayan yapı), Müslümanların işte bu dağınık ve çatışma halindeki yapısını çok zekice kullanmaktadır.

Şii ve Sünniler arasında mezhep çekişmeleri olmasa, bu ayrılıktan faydalanan bir Şanghay İttifakı da olmaz. Bunun sonucunda diktatörlerce yönetilen Suriye normale döner, İran makulleşir, Lübnan huzur bulur. Şunu da unutmamak lazım ki, Şiiler Sünnilere, Sünniler Şiilere, Selefiler de her iki mezhebe karşı katli vaciptir fetvası vermekten çekinmemekte, bu fitne büyüyerek devam etmektedir.

Kuran'a ve peygamber efendimizin sünnetine karşı çıkarak tüm Yahudilerin katline fetva veren ve bu fetvalarıyla Batı'nın da arayıp bulamadığı! alimler olmasa radikal Siyonistler İsrail'de başa geçemez, Batı'dan da destek alamaz. Elbette suç işleyen her kimse bunlar adil mahkemelerde yargılanarak uygun hukuk kuralları çerçevesinde hak ettikleri cezaya çarptırılır.

MISIR'DA İHVAN ÜYELERİNİ ÖLDÜRME FETVASINI İSRAİL VERMEDİ

Mısır'daki darbenin ardından, el-Ezher'in şeyhi Ahmed et-Tayyib'in, 'Darbe hiç fena olmadı' mealindeki açıklaması İslam ülkelerindeki darbelerin de nasıl kolay yapıldığının bir ispatıdır. Çünkü Müslümanlar arasındaki ayrılık, uluslararası komplolarda rahatlıkla kullanılmaktadır. Aslında uluslararası komplolara da gerek kalmadan Müslümanlar birbirlerine kin ve nefret besleyerek saldırmaktadır. Bu görüntüler ülkemize de uzak değildir. Ülkemizde de çeşitli dönemlerde darbe veya uluslararası hükümet devirme operasyonlarında çeşitli dini gruplar tarafından darbeciler desteklenmiştir.

Son olarak da Mısır eski müftüsü Ali Cuma, Mısır televizyon kanalı CBC'ye verdiği demeçte Mursi'nin artık meşru cumhurbaşkanı olmadığını ifade etmiş ve ardından 'ülkede güvenlik ve istikrarın sağlanması için görev yapan asker ve polisi hedef alan silahlı kişilerin öldürülmesinin caiz olduğunu belirttim, devlete isyan edenlerin öldürülmesi fetvasını verdim' demiştir. Özetle Mısır'daki göstericilere ateş açılması fetvasını İsrailli hahamlar değil, bizzat Mısırlı sözde Müslüman alimler vermiştir. Hatta Sisi ve ailesi de kendilerini iyi birer dindar! olarak görmektedir.

İslam aleminin sorunu İsrail'in darbe planlarından önce, İsrail, ABD ve AB'ye darbe yapmaları için hazır zemini sunacak zayıf yapıda kalmakta ısrar etmesidir. Çünkü İslam alemi birlik değil dağınıktır. Müslümanlar asgari müştereklerde dinsizlik cereyanı ve İslam karşıtlarına karşı koyabilmek amaçlı birlik olmak yerine ayrılıp dağılmakta, kendi arasında çatışarak güç kaybetmektedir. 


İzlenme: 682
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR