kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

LAİKLİK İSLAMA UYGUNDUR..

Murat Barış Coşkun

Murat Barış Coşkun

E-Posta :

Türkiye, Anayasamız'da belirtildiği üzere laik bir devlettir. Laiklik tarihte ve günümüzde zaman zaman yanlış anlaşılmış ve yanlış uygulanmış bir ilkedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, laiklik ilkesinin temel amacı, gerçekte inancı özgürleştirmektir. Laiklik, Devletimiz'in vatandaşlarını bir dini benimseme, bu dinin gereklerini yerine getirme ya da getirmeme konusunda kendi vicdanları ile başbaşa bırakmak ve onlara özgür bir seçim yapma şansı vermek demektir. Devlet belirli bir dine ya da mezhebe imtiyaz tanımadığı için, herkes sahip olduğu inanca göre yaşama imkanı elde etmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sahip olduğu bu laiklik modeli, İslam dininin özüne de son derece uygundur. Çünkü İslam, inanç için özgür iradeyi ve vicdani bir kabulü şart koşar. Bir insanın İslam'ı din olarak benimsemesi tamamen kendi özgür iradesi ile olmalıdır. İslam'ı kabul ettikten sonra da, Kuran'da emredilen ibadetleri uygulaması ya da men edilen yasaklardan sakınması tamamen kendi vicdanıyla olmalıdır. Elbette Müslümanlar birbirlerini Kuran'da anlatılan ahlaki vasıfların uygulanması için uyarabilir, teşvik edebilirler. Ama asla bu konuda bir zorlama yapılamaz. Ya da dünyevi bir imtiyaz tanınarak, kişi dini uygulamaya yönlendirilemez.

Bunun aksi bir devlet modeli insanları zorunlu olarak Müslüman, ya da Hıristiyan yapıldığı bir ülkeyi ve bu dinlere inanan kişilerin, dinlerin kurallarına göre yaşamaları için de zorlandıklarını farzedelim. Diyelim ki söz konusu devlet modeli, toplumdaki insanları namaz kılmaları ya da kiliseye gitmeleri için özel polis güçleriyle, inzibat kuvvetleriyle zorlasın. Ya da biraz daha "ılımlı" bir yöntem benimseyip, namaz kılanlara ya da kiliseye gidenlere özel bir devlet ikramiyesi versin. Böyle bir devlet anlayışı kurana tamamen aykırı olacaktır. 


Bunun nedeni, zorla ya da menfaat karşılığı elde edilen bir dini inancın ya da ibadetin, İslam'a göre hiçbir değerinin olmayışıdır. Çünkü inanç ve ibadet, sadece Allah'a yönelik olduğunda bir değer taşır. Eğer devlet insanları inanca ve ibadete zorlayacak olursa, bu durumda insanlar devletten korktukları için dindar olurlar. Din açısından makbul olan ise, vicdanların tamamen serbest bırakıldığı bir ortamda dinin yaşanmasıdır.İslamın kendi özünde zaten demokrasi tam hakimdir. Yani şahıs açıkça vedürüstçe dinsiz olduğunu açıklayabilir, ateist olduğunu açıklayabilir ve yahut başka bir dinden veya başka bir inançtansa bunu da açıklayabilir,bunu laik sistem sağlar ve bu islamın içinde olan birşeydir.Yani eğer demokrasi bir şey öğrenmek istiyorsa zaten bunu İslam'dan öğrenmesi gerekir.Yani demokrasinin kaynağı zaten İslam'dır. Demokrasi sonradan ortaya çıkan bir görüştür kaynağını İslam'dan almıştır. Dolayısıyla demokrasi de, laiklik de İslam içerisinde vardır.

Bu nedenledir ki, Devletimiz'in sahip olduğu laiklik ilkesi, hem vicdan özgürlüğü gibi temel bir insani değere hizmet ettiği, hem de bu değere büyük önem veren İslam diniyle uyum içinde olduğu için, her Türkiye vatandaşının benimsemesi ve savunması gereken bir ilkedir.İnsanları inanmadığı yada inanmak istemediği birşeye zorlamak onların samimi olmaması demektir.Bu şekilde zorlanması İnancında samimi olmayan bir insanın Münafık karakteri taşımasına neden olur.Oysa zorlama ortadan kaltığında kişi son derece rahat olur ve inancını saklama zorunluluğu hissetmez.Allah kuranda demokrasiyi çok net bçimde açıklamıştır..

Sizin dininiz size,benim dinim banadır.
(Kafirun,6)



İzlenme: 679
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR