kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

İŞ AHLAKINDA Kİ ŞİRK SİSTEMİ

Murat Barış Coşkun

Murat Barış Coşkun

E-Posta :

Dünyada ki insanların neredeyse hemen hemen hepsi ufakta olsa bir işte çalışmış ve iş ortamını az çok bilen insanlardır. İşsizlik oranı genel olarak yaygın olmasına rağmen yinede çalışmayan insan yok gibidir. Çalışmak elbette güzel ve faydalı bir gerekliliktir lakin çoğu iş yeri çalışanları arasında pek gizli olmayan veya bazen görmezden gelinen çıkarcı ve menfaate dayalı sevgisiz bir iş ilişkisi vardır. Bu ilişki sistemini iş hayatının bir kanunu olarak benimseyen bu insanlar, belki seneler sürecek iş yaşamlarına etki edecek bu materyalist öğretileri gözlemleyerek öğrenmiş, hiç sorgulamadan kazanmış ve bizzat uygulayarak bu sistemin adeta fanatik bir üyesi haline gelmişlerdir. Her çalıştığı iş yerinde çıkarına uygun davranmanın fırsatını arayan bu insanlar bu imkanı bulduklarında kendisi gibi olan taraftarlarını bu menfaatçi sisteme yavaş yavaş eklemeye başlarlar.

Bu sistemin işlemesine izin veren kişiler ortama hakim olan iş verenler yada iş yerinde mevki sahibi farklı kişilerdir. Sürekli menfaat peşinde olan bu insanların bilinen en belirgin özellikleri üstlerine olan aşırı saygı, arkadan konuşma, kendini garantiye alma, kimseye güvenmeme, menfaatçi çoğunluğa uyma, kendini acındırma ve her zaman güçlünün yanında olma gibi psikolojik telkinlerdir. Bütün bu davranışları ise tek bir amaç uğruna yaparlar oda işi kaybetme korkusudur. Sosyo darwinist düşüncenin kötü taraflarından biri olan bu hümanist inanç gitgide insanı daha bencil daha katı ve daha sevgisiz bir ruh haline dönüştürmeye yetmektedir. Yükselmek istiyorsan aşağıya bakmayacaksın, duyguları işine karıştırmayacaksın gibi verilen yönlerdirmeler merhamet ve iyilik adına vicdanları törpülemektedir.Materyalist öğretilerin insan ruhunu iyileştirmekten çok köleleştirdiği gerçeğinin bilinmesi bu yüzden önemlidir.

Halk arasında yaranma olarak adlandırılan bu sistem iş yeri ortamında profesyönellik olarak adlandırılır. Bu tahribatı yapan insanlar genellikle kendilerini her yönden zeki davrandıklarını zannetselerde aslında iç dünyalarında boşluğu dolmayan tatmin olmayan dünya sevgisinin, mal hırsının ve maneviyat eksikliğinin bir sonucudur.

Şeytan insanları fakirlikle korkutur bu nedenle din ahlakının gereği olan yardımlaşma ve tevazu gibi erdemlerin iş hayatında uygulanmasını bir zayıflık olarak gösterir. Güçlü olmak için her türlü manevi tahribata katlanılması, ortama uyulması, birilerinin açığının araması gibi yalanlar söyler. Dini bilgisi yeterli olmayan yada Kuranı gereği gibi yaşamayan her insan bu korkunun esiri olmuş durumdadır. Allah'dan duymadığı bu korkuyu dini emirleri görmezden gelerek yaparken müdürden duyduğu iş kaybetme korkusu nedeni ile işine dört elle sarılmaktadır. Hayatının ana merkezine sadece maddiyatı koyan bir insan bu uğurda gece gündüz çabalarken belki etrafında ki insanlardan takdir bile görebilir. Oysa yaratılış amacına ters düşen bu çaba insanın ahiretini kaybetmesine neden olabilir. İnsan elbette para kazanmalıdır ama bunu yaparken dine gerekli ilgi ve önemi göstermemek kıyıdan köşeden müslüman imajı çizmek Allah'a iman ve itaat konusunda samimiyetsizliğin bir göstergesidir. İnsanın ana merkezinde olması gereken en büyük amaçı sadece Allah rızası olmalıdır, Kuran emirleri olmalıdır ve sonra diğerleri gelmelidir. Elbette burada ki din ve iş algısının hatalı olması da bir kayıptır. Hatanın ilk nedeni kendisini işe alanın, maaş verenin iş yeri müdürü olduğunun sanılmasıdır. Elbette bunları yapan müdürdür ama müdürü müdür yapan, yaratan ve ihtiyaç sahibi birine iş verdiren yine hep Allah'tır. Diğer bir nedeni ise iş ve din ahlakının ayrı yaşam alanlarında uygulanır olduğunun sanılmasıdır. İş yerinde menfaatçi ama iş dışında yardımsever görünmek tipik bir münafık özelliğidir. Buna kurana göre değil ortama göre hareket etme denir.

İnsanlar hep birşeyler için birilerine vesiledirler bunun bilinmesi bir müslüman için kadere tam teslimiyet demektir ama bu gerçeği bırakarak ilgiyi ve teşekkürü direkt olarak bir insana vermek, şeytanın iş yerinde insanları dinden uzak tutmak için uyguladığı şirk sistemidir. İnsanı Allah işe koyar ve Allah dilemedikçe kimse o insanı o işten çıkartamaz. Müslümanın Allah'a teslimiyet ruhunda yatan bu inanç işsiz kalma ve fakir kalma korkusunun yaşamamasına yol açar. Allah herşeyi hayırla yaratır ve mümin bir kuluna asla zarar vermez ve Allah dilemedikçe bir yaprak dahi düşmez. Bunun bilincinde olan insanlar elbette şeytanın boş telkinlerine kapılmazlar. İş yerlerinde olması gereken düzeyde rahat ve kuran ahlakı üzere saygı, sevgi ve yardımlaşma ruhu ile herhangi bir karşılık beklemeden çalışırlar. 

Allah kuranda şeytanın insanları fakirlikle korkutacağını, size nimet verenin kendisi olduğunu ve korkacaksanız kendisinden korkmamızı bildirmiştir.

Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. (Bakara,268)

İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü'minlerseniz, Ben'den korkun. (Ali İmran,175)


 


İzlenme: 611
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR