kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

ATATÜRK'ÜN İSLAMA HİZMETLERİ

Murat Barış Coşkun

Murat Barış Coşkun

E-Posta :

-Kuranın tam olarak anlasılması icin Türkçe mealini Ehli Sünnetin büyük alimi Elmalılı Hamdi Yazıra yaptırmıstır.
-Buhari,Muslim,Tırmızi kaynaklı hadis kitaplarını nüsha olarak cogaltıp matbada tekrar bastırmıstır. 
-Diyanet İşleri Başkanlığını kurarak din ve devlet işlerinin ayrı ayrı idareciler tarafından yönetilmesini saglamıstır.
-İmam Hatipler açarak genclerin dini ve kuranı mealen de anlayarak ögrenmesini amaclamıstır. 
-Mason localarını kapatarak devlet icinde derin devlet girisimlerine engel olmustur.
-Komunizme net tavır almış, ülkede ve devlet içinde kök salmasına izin vermemistir. 
-Türkiye Cumhuriyeti tarihinde camide hutbe veren tek Cumhurbaskanıdır.
İlahiyat fakülteleri actırmıstır.
-Yanında bulundurduğu cep kuran-ı Anıtkabirde sergilenmektedir.
-Yobazlığın İslamın önüne geçmesini engellemiştir.
-Kuranda kadına verilen değer üzerine kadına seçme-seçilme kanunu çıkartmıştır.
-Kurana uygun olarak, din ve vicdan özgürlüğüne dayalı demokratik bir cumhuriyet kurmuştur.
-İslamın modern yüzünü tüm dünyaya göstermiştir.

Atatürk'ün yaşamından ve yaptıklarından yola çıkıldığında ise dinsizlik yaftası yakıştıranların ezici olarak mağlup oldukları açıktır. Dindar kısmının daha ağır bastığı ve gizlendiği ise pek kimsenin bilmediği yada anlatmadığı bir gerçektir. Aldığı aile terbiyesinin kaynağı ise anlaşıldığı üzere Kuran'dır. Bu nedenle Atatürkçü olmak dinsiz olmak değildir tam tersi dindar olmak demektir. Yıllardır topluma dayatılan yanlış Atatürk inancı dindar bir milletin ne ruhuna, nede dokusuna uygun bir karakterdir. Atatürk'ün islama ve vatana ne gibi hizmetleri olduğunu öğrenen bir insan kasten dayatılan yanlış Atatürk imajının yıkıp gerçek Atatürkü öğrenmelidir.


Laikliğin dinsizlik olduğuna inandırılmış, modernizmin dinde olmadığını sanan ve İslamı araştırmadan sadece bağnaz insanlara bakarak tanımaya çalışanların görüşüdür. Laiklik ilkesi din ve vicdan özgürlüğü demektir yani din ve devlet işlerinin ayrı ayrı idaresi demektir. Şuanda da uygulanan şekil budur. Diyanet ve Hükümet ayrı idareciler tarafından yönetilmektedir ama diyanet elbette yine devlete bağlı bir kurumdur. 

Atatürk'ü halifeliği kaldrımakla suçlayan çevreler halifeliğin yani Osmanlı İmp. halifelik yapacak gücü kalmadığını anlamak zorundadırlar. Halifelik ümmet bir merkezde birlik olduğunda gerçekleşen bir uygulamadır. Oysa 1900 başların da Osmanlı İmp. yıkılmış ve toprakları işgal edilmişti ve Milliyetçi duygulara kapılan her islami ülke artık Osmanlı olmadığı için kendi bağımsızlığını ilan etmek zorunda kaldı. 

Arapçanın kaldırılması, iddiası bilgisizlikten kaynaklanan bir durumdur. Öncelikle arapça bir Türk lisanı değildir ve Türkler tarihte hiçbir zaman arapça konuşmamışlardır. İslam kabul edilip Anadoluya gelindiğinde Osmanlı hakimiyeti ile birlikte arapçada devlet sınırlarına girdi. Osmanlı da sadece arapça dili yoktu. Farsça, Latince ve Osmanlı Türkçesi'de vardı hata çoğu etnik milletlerin lisanlarıda (Ermenice, Rumca, Arnavutça) serbestçe konuşuluyordu ama Türk milletine ait resmi bir lisan yoktu. Arapçayı mektep görmüş kişiler dışında kimse bilmiyor ve okuyamıyordu. Halkın büyük bir çoğunluğunda ise yazma ve okuma durumu olmasa da genellikle Osmanlı Türkçesi hakimdi. Bu sebeble halkın ne yazıp, ne okuduğunu bilmesi için bilinen harflerden harf inkilabı yapıldı.

Atatürk hiçbir zaman Kuran yakmamış ve kaldırtmamıştır tam tersi Kuran mealini dönemin en büyük Ehli Sünnet alimi Elmalılı Hamdi Yazıra yaptırmış ve halkın anlaması için dağıttırmıştır. Birçok okula da Kuran hediye etmiştir. Bu gerçeğe gözü kapalı olanlar Atatürk'ün yanından ayırmadığı Anıtkabirde sergilenen cep kuranına gidip bakabilirler. Atatürk bağnazlığa karşıydı İslama değil. Bu yanılgı bağnaz gelenekleri din sananlar tarafından ortaya atılan bir iddiadır. Din elden gidiyor dedikleri şey aslında bağnazlığın Kurana direnişiydi. 

Atatürk'ün komünist veya ateist olduğu iddiaları da oldukça komiktir. Müslüman bir ailede doğup, müslüman bir memleket için savaşan, onu kurtaran sonra kalkındıran bir insanın ateist olması imkansızıdır. Hiçbir ateist müslüman bir ülke halkı için canı pahasına savaşmaz. 

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı ise zaten Kuranda emredilen bir gerçektir. Allah kuranda dinde baskı yapmayı haram kıldığı gibi kadınlara da baskı yapmayı haram kılmıştır. Kadının sahabe döneminde ki gibi bir özgürlüğü yoktu. Kadının açık yada kapalı olması en başta kendini ilglendiren bir durumdur çünkü Allah giysilerden öte takvanın önemini vurgular. Atatürk'ün ilk eşi olan Latife hnm. çarşaflı bir kadındı ama son derece modern görüşlü ve dönemin modası içinde kaliteli giyinirdi. Diğer ikinci eşi ise başı açık ve yine son derece modern dindar bir hanımdı.



İzlenme: 938
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • kemal

    Misafir teşekkürler 22 Nisan 2015 05:44

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR