kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

TEVBE ETMEK BEREKETTİR, KALBE FERAHLIK VERİR

Ebru Altan

Ebru Altan

E-Posta : altanebru@hotmail.com.tr

Allah insanı çok aciz bir varlık olarak yaratmış. Cahillik veya bilgisizlikten dolayı gaflete kapılabiliyor, en iyi bildiği konuları bile unutup yanılabiliyor, bir konu hakkında eksik veya hatalı düşünebiliyor, yanlış kararlar alabiliyor, bilerek veya bilmeyerek kusurlu bir davranışta bulunabiliyor.
 
Çünkü insanı Allah’a karşı isyana sürüklemeye çalışan, vesvese vererek doğru yolu üzerine oturmaya çalışan şeytan gibi amansız bir düşmanı var. Nefis gibi de sürekli olarak kötülüğü emreden bir yönü var. İnsan bu iki negatif güçten kendisini sıyırabildiği ölçüde Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanabilir ancak. Üstad Bediüzzaman Hazretleri “bu tahribât, sefahet ve cazibedar hevesât zamanında davranışlarımızda temel hareket noktamızın şerleri def etmek ve günahları terk etmek” olduğunu belirtir. Ancak her ne olursa olsun Allah insanlara hatalarını telafi edebilmeleri için mutlaka bir yol gösterir; bu yol tevbedir.
 
Rabbimiz’in sonsuz merhamet ve şefkat sahibi, kullarına karşı lütufkar ve esirgeyici olması çok büyük bir nimettir. Allah, insanlara hata ve günahlarından dolayı her zaman bağışlanma dileme ve tevbe etme imkanı tanır. Samimi olarak hatalarından vazgeçen ve Allah’a tevbe eden kimse Allah’ın kendisini bağışlayacağını umabilir. Allah Kuran’da pek çok ayette ‘Affeden’, ‘Bağışlayan’ ‘Koruyan’ ‘Rahmet eden’ olduğunu bildirir. Allah’ın Tevvab yani ‘Tevbeleri kabul eden’, Gafur yani ‘Bağışlayan’, Rahman yani ‘Merhamet eden’ yüce sıfatları pişman olan ve tevbe eden herkesin üzerinde tecelli eder. Allah bir ayetinde "Haber ver kullarıma; şüphesiz Ben, Ben bağışlayanım, esirgeyenim." (Hicr Suresi, 49) diye buyurarak kullarını müjdeler.
 
Tevbeyi sık yapmak önemli bir mümin özelliğidir. Tevazusunun ve Allah karşısında aczini ve fakrını bilmesinin bir alametidir. Allah’ın rızasına uygun
 
bir harekettir. Bu ibadete karşılık olarak da Allah çok tevbe eden kişilerin kalbine ferahlık verir, üzerindeki ağırlığı kaldırır, aklını dimağını açar.
 
Tevbede Allah’ın istediği, kişinin hatalarından ders ve ibret almasıdır. Kesin bir pişmanlık yaşayarak vakit geçirmeden Allah’a sığınıp bir daha o hatayı yinelememek için gayret göstermesidir. Yani gerçek ve içten bir tevbe yapmasıdır. Niyetine ve sözüne sadık kalıp, ölüm gelinceye kadar da istikamet içinde olup tevbe etmesidir. Kuran’da, "Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder..." (Nisa Suresi, 17) ayetiyle, samimiyetle tevbe eden bir kişinin bakış açısının nasıl olması gerektiği tarif eder. Bir başka ayette de Allah (cc) "Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir." (Al-i İmran Suresi, 135) diyerek mümin tavrının nasıl olması gerektiğini bildirir.
 
Yapılan hatalardan hemen Allah’a sığınılması, tevbenin geciktirilmemesi önemli bir noktadır. Çünkü hatalar, Bediüzzaman Hazretleri'nin tarifiyle tevbe ile çabucak silinmezse, kalbi ısıran zehirli bir yılan haline dönüşür. Kalp de bir defa lekelenince artık yeni lekelere açık hale gelir. Böylece insan fasid bir daire içine düşer. Her günah yeni bir günahı doğurur; doğurmakla kalmaz, insanın içindeki tevbe ve nedamet duygularını da pörsütür. Nihayet "Hayır hayır, onların kalbleri pas bağladı." (Mutaffifin, 83/14) sırrı zuhur eder.
 
Elbette samimi pişmanlığı yaşayan bir kişi işlediği hatayı veya günahı tekrarlamamaya itinayla gayret etse de yine aynı hataya düşebilir. Bu durum, kişinin kendine olan güvenini yitirmesine sebep olmamalı. Ölene kadar her insan için her an tevbe etme ve samimiyetle Allah'a teslim olma yolu açıktır, Allah’ın bağışlaması umulur.
 
Fakat insan da kendisine tanınan süreden dolayı da aldanmamalı. Allah’ın merhametini, affediciliğini, bağışlayıcılığını suistimal edecek bir ahlak
 
göstermemeli. Allah’ın kendisine tanıdığı süreyi lehinde kullanmalı, vakti varken tevbe ve bağışlanma dileyerek hidayete yönelmeli. Bilmeli ki ölüm anındaki iman ve tevbe Allah Katında geçerli olmayabilir. Bu nedenle her an ölecekmiş gibi hareket etmek ve ahlakını güzelleştirmek için gayret etmek zorundadır.
 
Unutulmamalı ki, insan hayatı boyunca küçük veya büyük nasıl bir hata yaparsa yapsın, samimi olarak tevbe ettiği müddetçe, samimi bir kalple, bağışlayan ve esirgeyen, tevbeleri kabul edip günahları iyiliklere çeviren Allah’a yöneldiği sürece geçmişte yaptığı hatalarının bağışlanmasını umabilir. Allah, tevbenin karşılığını mutlaka verir. Günahlarını bağışlayarak iyiliklere çevirir, yaptığı ve yapacağı hayırlı ve güzel işlere en güzeliyle ödüllendirir.


İzlenme: 987
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR