kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

Mutluluk taklidi yapan Oscarlık oyuncular!

Ebru Altan

Ebru Altan

E-Posta : altanebru@hotmail.com.tr

Facebookda birbirine sarılmış gülen insanlar, twitterda ya da instagramda paylaşılan resimlerde çizilen sahte hayatlar...

 

Resimlerde gülerek birbirine sarılan bu insanlar ısrarla çevrelerine çok mutlu oldukları imajını vermeye çalışıyorlar. Marka kıyafetleri giymişler, süslü mekanlarda oturmuşlar, özenle döşenilen evlere kurulmuşlar. Ekrana gülerek bakıyorlar ama bu gülen yüzlerin ardında aslında tarifsiz acılar, korkular ve endişeler var. Fakat “mutluyum” imajı vermek her şeyden ağır basıyor. İçleri kan ağlasa da yine de gülerek o pozları facebook sayfalarına ısrarla koyuyorlar. Amaç gerçek anlamda ruhen mutlu olmak değil, adeta Oscarlık taklitler yapmak, kendisi gibi mutluluğu sahte şeylerde arayan insanlara hava atmak, kısacası poz yapmak...

 

Başka insanlara kendini kanıtlamak, mutlu taklidi yapmak neden bu kadar önemli? Zaten çok değer verdikleri, onları etkilemek adına şekilden şekile girdikleri insanlar da aynı acılarla ve mutsuzluklarla boğuşmuyorlar mı? Onlar da tıpkı kendileri gibi gülerek poz verip arka planda şiddetli sıkıntılarla köşeye sıkışmıyorlar mı?

 

Tabii burada benim bahsettiğim Allah’a iman etmeyen ve nefislerinin peşinden sürüklenen insanlar. Şimdi insanın içinde iman yoksa isterseniz o insanı en lüks evin içine koyun, isterseniz en lüks yatla tatile, en iyi seyahat şirketiyle yurt dışına gönderin, o insan her gittiği yere o karanlık, endişeli, korku dolu, ve bencil ruhuyla gidecektir. Hiçbir şeyden memnun olmayacak, tevekkül etmeyi bilmediği için sürekli endişeye kapılacak, başına gelen olaylara sabretmediği için sürekli üzülüp öfkelenecek, hem kendine hem de çevresindekilere bulunduğu ortamı zehir edecektir.

 

Bu dünya bir imtihan yeri, zaten insanın karşılaştığı çok fazla zorluk olacağı gibi üstüne üstlük acizlikler de peşini bırakmıyor. Zannediyor musunuz ki yatlarda insanlara hava atanların hiçbir sıkıntısı yok? O insanların çoğu yaşlılıkla ve hastalıkla boğuşuyor. Sosyete toplantılarına marka kıyafetlerini giyip, pırlanta takılarını takıp gidenler evden çıkmadan avuçla ilaç içerek bu partilere gidiyorlar. Hastaneler dolup dolup taşıyor. En lüks konaklarda yaşayanların çoğu çeşit çeşit acizliklerle boğuşuyor. Dolayısıyla insanların böylesine zor olan dünya hayatında bu kadar çabalayarak mutlu taklidi yapmaları oldukça hayret verici. Ancak kendileri gibi sahte hayatlar yaşayanları kandırabiliyorlar, onları etkilediklerini düşünerek mutlu olacaklarını sanıyorlar. Oysa iman etmedikleri için ruhları daraldıkça daralıyor, sıkıldıkça sıkılıyor. İşte bu yüzden dünyada milyonlarca insan içlerindeki bu tarifsiz sıkıntıyı atabilmek için psikiyatristlere koşuyor. Allah Kuran’da böyle insanların ruh halini şöyle tarif etmektedir:

 

İnsan, hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir şer dokundu mu, artık o, ye'se düşen bir umutsuzdur. (Fussilet Suresi, 49)

 

Mutluluk en güzel konaklarda oturarak, beğenilen marka kıyafetleri alarak, istenilen kariyere sahip olarak, malları ve çocukları arttırarak, kasaları parayla ve mücevherlerle doldurarak elde edilemez. Bunların hepsi geçici, dünya hayatına ait değerlerdir. Allah bir ayette şöyle bildirmektedir:

 

Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara 'süslü ve çekici' kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah Katında olandır. (Ali İmran Suresi, 14)

 

Söylediğim gibi mutluluk maddiyatla, parayla, pulla elde edilemez. Gerçek mutluluk ancak imanla mümkündür, Allah aşkıyla mümkündür. Ancak iman eden bir insan dünya hayatındaki acizlikleri, eksiklikleri güzellikle ve tevekkülle karşılayabilir. Başına gelen her güzelliği şükürle, her imtihanı da güzel bir sabırla geçirir. Böylece iman edenler dünya hayatında hep gerçek mutluluğu ve huzuru yaşarlar. Hayatları sahte dünyalar üzerine kurulu değildir, poz yapma ya da hava atma üzerine kurulu değildir. Hayatları yalnızca Allah’ın rızasını kazanma amacı üzerine kuruludur. Allah kendisine böyle yönelen kullarının ise ruhuna inşirah yağdırır. Onlara gerçek mutluluğu tattırır. Allah’a yönelen ruh gördüğü her görüntüden, elde ettiği her nimetten müthiş zevk alır. Alınan bu zevk cennette ise katlanarak artacaktır. Çünkü dünyada yaşanan yalnızca cennette hazırlıktır. Müminler asıl tarifsiz mutluluğu sonsuza kadar yaşayacakları cennete adım atıp Allah’ın selamını duyduklarında, O’nun rızasını kazandıklarını gördüklerinde tadacaklardır.

 

Allah dilediğine rızkı genişletir-yayar ve daraltır da. Onlar ise dünya hayatına sevindiler. Oysaki dünya hayatı, ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir. (Ra'd Suresi, 26)

 

O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Hadid Suresi, 12)

 

Ebru ALTAN

 

https://www.facebook.com/ebrualtan2012

https://twitter.com/ebru_altan_

altanebru@hotmail.com.tr





İzlenme: 746
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • sevgiler

    Misafir Allah razı olsun, çok iç ferahlatıcı bir yazı. 29 Ekim 2013 19:05

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR