kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

İSLAM'DA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE DEMOKRASİ

Ebru Altan

Ebru Altan

E-Posta : altanebru@hotmail.com.tr

 Düşünce ve ifade özgürlüğü çağdaş anayasal demokrasilerin olmazsa olmaz bir şartı ve bir insanlık hakkıdır. Hangi millete, hangi ırka, hangi dine mensup olursa olsunlar tüm insanlar için en önemli haklardan olan düşünce ve ifade özgürlüğünün hukuk düzeniyle korunması zorunludur.

Toplumda bireylerin özgür sayılabilmesi için düşünce, fikir ve duygularını ifade etmekte tam anlamıyla hür olmaları gerekir. Demokrasinin hüküm sürdüğü toplumlarda kişiler bu hürriyete sahiptir ve duygu ve düşüncelerini açıkça ifade edebilirler.

Dünyada en çok talep edilen hakların başında gelen ifade özgürlüğü hakkının kişilerin elinden alınması durumunda hiç şüphe yok ki toplumda korku dolu, güvensiz ve kavruk bir yapı meydana gelecektir. Zira insan ancak kendisini rahatça ifade ettiğinde, düşüncelerini dilediği gibi ifade edebildiğinde mutlu, sağlıklı ve üretici olacak, bu konuda herhangi bir kısıtlama ile karşılaştığında ise huzur ve neşesini, coşkusunu, çalışma ve üretme kabiliyetini yitirecektir.

 

Demokrasi; toplumun iç uyumunu sağlayan sistem

Bir toplumun sağlığı demokrasi ile başlar. Nitekim demokrasi bir topluma sevgi, saygı, hoşgörü, birlik, beraberlik, kardeşlik getirir, insanlara sosyal adalet, eşitlik gibi hak ve özgürlükler sağlar, onlara dinamik bir yaşam sunar, hayat kalitelerini arttırır.

İnsanlar yaratılışları gereği demokratik, düşünceye saygı duyulan bir ortamın arayışı içindedirler. Allah; Katından indirdiği kitaplar ve yolladığı peygamberler vasıtasıyla tüm insanlığa demokrasinin, fikir özgürlüğünün, hür düşüncenin, düşünceye saygının yollarını göstermiştir. Peygamberlerin öğretilerinde rastladığımız hoşgörü, adalet, sevgi, saygı, güven, fedakarlık gibi ahlaki kavramlar demokrasinin, fikir özgürlüğünün özünü teşkil eden temel kavramlardır. Dolayısıyla demokrasinin dinin özünde yer aldığını söylemek yerinde olacaktır. Din, demokrasinin

tanımında olduğu gibi, herkesin özgürce yaşayacağı ve özgürce fikirlerini dile getirebileceği barış dolu bir ortamı öngörmektedir. Nitekim dine göre her türlü baskı yasaktır; her insan özgür bir şekilde fikrini savunabilmeli, fikrinden dolayı baskı görmemelidir. İnsanlar düşüncelerinden dolayı zulme uğratılmamalı, farklı ideolojilere, farklı görüşlere sahip olanlar aşağılanmamalıdır. İşte demokrasi de dindeki bu emirleri öngörmekte, insanların özgür olmalarını, psikolojik olarak rahat, mutlu, huzurlu olmalarını, eşitlik içinde, sevgi, barış ve kardeşlik içinde yaşamalarını istemektedir. Bu bakış açısının topluma tam hakim olması ise ancak ve ancak din ahlakının yaşanmasıyla mümkündür. Örneğin demokrasinin temel ilkesi olan sosyal adalet gerçek anlamda yalnızca dinin emrettiği güzel ahlakın hakim olduğu bir ortamda yaşanabilir. Demokrasinin bir diğer ilkesi olan adalet kavramı ise yine dinde emredilen bir husustur. Peygamberimizin (sav) gerek Müslümanlara gerekse farklı din, dil, ırk ve kavimlerden olan kişilere karşı adil ve şefkatli tutumu, zengin fakir ayırmadan herkese eşit davranması demokrasi anlayışına en güzel örneği teşkil eder.

 

Demokratik bir ortam gerçek İslam ahlakı ile oluşur

Bugün din denildiğinde Batı ülkelerinde sevgi, saygı, merhamet, hoşgörü ve demokrasi anlayışından mahrum; sanat, bilim ve estetiğe karşı; kavgaya, savaşa meraklı kan dökücü bir insan modeli akla gelmektedir. Nitekim Batılı insanların din hakkında bu yanlış kanaati edinmelerine sebep olan "bağnaz" bir kesim vardır ve bu kişiler gerçekte dinin emrettiği şefkatli, merhametli, düşünceye saygılı, nezaketli ahlak yapısını yaşamamakta, buna rağmen kendilerini "dindar" olarak lanse etmektedirler. Dolayısıyla milyonlarca insan İslam'ı yanlış tanımakta, İslam'ın haşa hak ve özgürlükleri engelleyen, sanatı ve bilimi sınırlandıran, düşünceyi kontrol altına alan bir din olduğunu zannedebilmektedirler. Oysa İslam insanlara düşünme ve düşünceyi ifade etme özgürlüğünü veren, insanların her türlü hakkını koruma altına alan bir dindir. Kuran-ı Kerim'de yer alan pek çok ayet bu gerçeği açıkça ortaya koyar:

Dinde zorlama yoktur. Doğru yol, sapıklıktan, hak batıldan ayrılıp belli olmuştur. Artık kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse, işte o, kopması mümkün olmayan en sağlam tutamağa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir, bilir. (Bakara Suresi, 256)

 

Artık sen öğüt verip hatırlat. Sen yalnızca bir öğüt verici, bir hatırlatıcısın. Onlara zor ve baskı kullanacak değilsin. (Ğaşiye Suresi, 21-22)

 

De ki: "İşte Rabbiniz tarafından gerçek geldi. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." (Kehf Suresi, 29)

 

De ki: "Ey kafirler. Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz. Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana." (Kafirun Suresi, 1-6)

 

Gerçek bir Müslümanın hedefi Allah'ın emrettiği güzel ahlakı üzerinde taşımak, dini Allah'ın öğrettiği şekilde yaşamak ve tebliğ etmektir. Ve hiç kuşkusuz Allah’ın emrettiği ahlak üzere yaşandığında dünyanın dört bir yanında beklenen demokratik ortam derhal oluşacaktır.

 

 

https://www.facebook.com/ebrualtan2012 https://twitter.com/ebru_altan_ altanebru@hotmail.com.tr 


İzlenme: 2028
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR