kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

İSLAM DÜNYASININ GÜCÜ, KUVVETİ, MENFAATİ "BİRLİK"TEDİR

Ebru Altan

Ebru Altan

E-Posta : altanebru@hotmail.com.tr

Allah Kuran'da Müslümanlara birlik olmayı emrediyor:

"Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar." (Al-i İmran Suresi, 103)

Allah'ın bu emri gereğince tüm dünya Müslümanlarının anlaşmazlıkları, kırgınlıkları bir kenara bırakıp birlik olmaları gerek. Bu, Müslümanlar üzerine açık bir farz.

Ne var ki bugün İslam dünyasına bakıldığında ciddi bir bölünmüşlük var. Bu bölünmüşlüğün neticesinde de Müslümanlar dünyanın dört bir yanında baskı altına alınmış, Bosna-Hersek'ten Cezayir'e, Mısır'dan Afganistan'a, Eritre'den Tunus'a, Tayland'dan Filipinler'e zulüm görmekte ve yok edilmeye çalışılmakta...

Peki bunun birinci dereceden sorumlusu kim?

BOP, evanjelikler, emperyalist güçler, ABD, İsrail, yoksa illuminati mi?

Hayır. Bunların hiç biri değil.

Müslümanlar...

Büyük İslam coğrafyasında akan her damla kandan, yıkılan her evden, şehit olan her masumdan, yaralanıp sakat kalan her mazlumdan, açlık ve sefalet içinde yaşayan her insandan parça parça olmuş, bölünmüş, dağınık birbiriyle çekişme halinde yaşayan Müslümanlar sorumlu.

Yani bizler sorumluyuz.

Onları zulüm ve esaretten kurtarmak bugün üzerimizdeki en büyük yükümlülüklerden biri.

Peki ne kadarımız Pakistan’da, Keşmir’de, Patani’de, Burma’da, Doğu Türkistan’da yaşananlar hakkında yeterli bilgi sahibi acaba?

Belki de çok azımız.

Hatta birçoğumuz bazı bölgelerin adını dahi bilmiyoruz belki.

Belki de kendi yaşadığımız coğrafyada, şehirde, hatta dört duvar arasında kendi şahsi sorunlarımızla o kadar meşgulüz ki bu bölgelerdeki Müslüman kardeşlerimizin karşı karşıya kaldıkları zorlukların, çektikleri çilelerin, maruz kaldıkları baskıların, açlığın, yokluğun, gördükleri işkence ve zulmün farkında bile değiliz.

Bir kısmımız ise söz konusu zulüm ve haksızlıkların farkında olduğumuz halde tüm bunlardan kendimizin sorumlu olabileceğini hayatımızda bir kez bile düşünmemiş olabiliriz.

Bir kısmımıza bu sorumluluklar hatırlatılsa büyük ihtimalle, oldukça yadırgayan bir uslupla "Benim elimden ne gelir ki?" diye karşılık alınabilir.

Aslında bu sorumluluktan kaçmak, birşey yokmuş gibi yaşantımıza devam etmek olağan karşılanacak bir durum değil aksine, Allah'ın Kuran’da Müslümanları ''size ne oluyor ki'' diyerek uyardığı çok önemli bir konudur:

“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz?” (Nisa Suresi, 75)

Yeryüzünde zayıf bırakılmış bu insanlar yardım istiyor, Allah da bizden bu Müslüman kardeşlerimiz için ilmen ve fikren mücadele etmemizi istiyor. Kargaşa, çatışma savaş ve her türlü zulme neden olan fikir sistemlerini ortadan kaldırmamız ve bunu yapmak için bütün Müslümanlar tek vücut olarak birleşmemiz gerekiyor.

Dünya gittikçe küçülüyor. Bize kilometrelerce uzak, dünyanın öbür ucundaki bir ülkede olan biten herşey televizyon kumandasındaki tek bir tuşa basarak, internetteki tek bir linke tıklayarak hemen gözümüzün önüne seriliyor. Unutulmamalıyız ki her duyduğumuz, her gördüğümüzden, bize bilgisi ulaşan her konudan sorumluyuz. Tüm dünya Müslümanlarını birliğe, beraberliğe, barış ve kardeşliğe davet etmek hepimizin görevi.

Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar biraraya gelse, Müslümanların gördüğü baskı ve zulüm derhal son bulacak.

İçinde bulunduğumuz zaman gaflet içinde sessiz kalacağımız, umursuz davranacağımız zaman değil. İçinde bulunduğumuz zaman birlik zamanı. Bütün Müslümanların vakit kaybetmeden biraraya geleceği ve baskı altındaki kardeşlerini esaretten kurtaracağı zaman.

Zulüm gören Müslüman kardeşlerimizin dünya genelindeki durumu

Hatırlayacak olursak Pakistan’ın Swat bölgesinde yaşanan çatışmalar nedeniyle 2.5 milyondan fazla Müslüman evlerini terk etmiş, çok zor şartlar altında yaşamak durumunda kalmışlardı. Bugün ülkenin kuzeybatısındaki bu bölgede Müslümanların gördüğü zulüm tüm hızıyla devam ediyor. Meshep çatışmaları sürüyor. Camiler, Müslüman halkın kalabalık olduğu yerler bombalanıyor, mazlum halk şehit ediliyor.

Geçmişte büyük zulme maruz bırakılan Keşmir Müslümanları hala en temel özgürlüklerini ve insani haklarını ihlal eden uygulamalarla karşı karşıya ve bugün de Hindistan yönetiminin zulüm ve baskısı altında yaşıyor.

Doğu Türkistanlılar da kurtarılmayı bekleyen bir başka Müslüman topluluğu. Bilindiği gibi çeşitli bahanelerle çıkarılan olaylar sonucunda binlerce Uygur vatandaşı Çinli askerler tarafından katledilmişti. Çin zulmü sona ermiş değil; Doğu Türkistanlı Müslümanlara karşı katliamlar, zulüm ve baskı uygulamaları düzenli olarak hala devam ediyor. Çoğunluğu 9 milyon Müslüman Uygur Türkü'nün oluşturduğu 17 milyonluk bölgede Uygurlar, dini ve kültürel baskıya maruzlar. İstihdam eşitsizliği, kaynakların adaletsiz paylaşımı, bölgeye sürekli olarak gönderilen Hanların yerleştirilmesi ve asimilasyon politikalarından dolayı burada sık sık çatışmaların yaşanıyor. Doğu Türkistan'da yabancı gazetecilerin bulunması yasak olduğu için bölgeden güçlükle haber alınıyor. Çin yönetimi ülkedeki haber ajaslarına da Doğu Türkistan konusunda sıkı sansür uyguluyor. Geçtiğimiz aylarda Kur’an okunan bir eve baskın yaparak 21 Doğu Türkistanlı’yı şehit eden ve çok sayıda genci de tutuklayan Çin yönetiminin zulüm politikası devam ediyor. 26 Haziran'da başlayan ve 24 kişinin ölümüne neden olan saldırıların ardından Hotan'da da yeni saldırılar gerçekleştirildi. 2009'da Doğu Türkistan'a yerleştirilen Han Çinlilerinin Uygur Türklerine saldırması sonucu meydana gelen olaylarda yaklaşık 200 kişi ölmüştü.

Tayland askerleri Patani’de camileri, mescidleri basıyor, namaz kılan Müslümanları şehit ediyorlar. Müslümanlar Taylandlı askerler tarafından kadın, erkek, yaşlı, genç ayırt edilmeksizin şehit ediliyor, ibadet halindeyken başlarından vuruluyorlar.

%80’i Hindu, %10’u Budist olan Nepal'de yaşayan bir milyonun üzerinde Müslüman kardeşimiz ise bir kısım ırkçı Hindu tarafından durmaksızın rahatsız ediliyor, dinlerini korumak için büyük bir mücadele veriyor, üzerlerindeki baskıya rağmen yaşamlarını Müslüman olarak sürdürmeye çalışıyorlar.

Irak’taki Müslümanlar ciddi meshep çatışmaları ve terör saldırılarıyla karşı karşıya. Her gün terör saldırılarında yüzlerce Müslüman kardeşimiz şehit oluyor. Bir yandan da hem savaşın yaralarını sarmaya çalışıyor hem de yakın zamanda işgal edilen, harap olan ülkelerini bu zor şartlar altında içinde yeniden yapılandırmaya çalışıyorlar.

Suriye'de iç savaş bütün hızıyla devam ediyor. Sayıları 1 milyon 600 bin'i aşan çevre ülkelere sığınmış mülteciler, evlerini, bütün hayatlarını geride bırakmış. Savunmasız siviller kadınlar çoçuklar yaşlılar toplu olarak katlediliyor. Ülke ise yıkılmış yakılmış bombalardan harap olmuş... Alevi Sünni savaşı olarak sunulan bu savaşta her gün müslümanlar müslümanları şehit ediyor.

Libya'da da 42 yıllık Kaddafi rejiminin yıkılışının üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen sürekli iç karışıklıklar devam ediyor. Düzenli ordu ve polis teşkilatının kurulamaması karışıklıkların bastırılmasını engelliyor. Kabileler arası çatışmalar iç istikrarı bozduğu için ekonomik istikrarın elde edilmesi de şimdilik mümkün görünmüyor. Halk yokluk içinde. Tüm maddi kaynaklarını da çatışmalarda kullanılmak üzere silah alımına harcıyorlar. Doğal kaynakları kendine fazlasıyla yeterli olan hatta dünyanın en kaliteli petrol rezervlerine sahip Libya'nın bu istikrarsız ortamda eksik olan endüstriyel gelişimini tamamlaması çok zor görünüyor.

Fransa'nın müdahalesi ile Mali'de siviller ayırdedilmeksizin bombalanan bölgelerde büyük bir katliam gerçekleştirildi. Sözde Barış adı altında yapılan bu Müslüman katliamına diğer bazı Afrika ülkeleri de katıldı. Saldırılarda çok sayıda çocuk hayatını kaybetti. Katliam yapılan alanlara gazetecilerin girmesine izin verilmedi. 300 bin kişi ülke içinde göç etti. Diğer ülkelere göç edenlerin sayısı ise 175 bin. Ülke Fransız müdahalesiyle daha önce de darbe yapmış bir yönetimin eline teslim edildi. Çoğunluğu Müslüman olan Tuaregli direnişçiler de bu müdahaleye destek verdi. Sonuç müslümanlar yine müslümanlara karşı...Oysa zengin uranyum ve altın madenlerine sahip ülkede Müslümanlar birlik olsaydı durum çok farklı olurdu.

Myanmar’da da durum içler acısı. Haziran 2012'de Müslümanlara yönelik katliamlar sonucu yüzlerce Müslüman kardeşimiz şehit oldu, yüz binler de mülteci durumunda... Katliamlar birkaç ay önce yeniden alevlendi. Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Meikhtila kasabasında 5 caminin ateşe verilmesi ve 32 kişinin şehit olduğu olayların hemen ardından Yamethin’de 1 cami ve 50 ev, Naypyitaw bölgesindeki Lewei’de 1 cami ve çok sayıda bina bazı gruplar tarafından yakıldı. Ülkenin birçok bölgesinde eş zamanlı olarak süren saldırılarda çocuklar bile insafsız katliamlarla karşı karşıya. Diri diri yakılıyorlar...Evleri ateşe verilen, sokak ortasında yakılan, araçların arkasına bağlanarak sürüklenen Müslümanların görüntüleri dayanılır gibi değil...

Tüm bunlar dünya genelinde Müslümanların gördüğü zulmün sadece çok azına örnek.

Hemen her gün dünyanın bir yerinden Müslümanların şehit edildiğine, eziyete uğradıklarına dair haberler geliyor. Ve bu haberler İslam aleminin birlik olmasının ne kadar acil ve önemli olduğunu gösteriyor.

Yeryüzünde bozgunculuğun, acıların son bulması için iman edenlerin birbirleriyle dost olmaları, ittifak etmeleri, birlik ve beraberlik içinde olmaları gerektiği açık.

İslam dünyasının bu birliği istemesi farz. Birlik istemeyen ayrılık istiyor demektir ki ayrılığın İslam dünyasına hiçbir faydası yok. İslam dünyasının gücü ve menfaati yalnız ve yalnız birlik olmakta.
 

https://www.facebook.com/ebrualtan2012
https://twitter.com/ebru_altan_
altanebru@hotmail.com.tr 


İzlenme: 837
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR