kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

Gerçekten Vicdanın Ne Olduğunu Bildiğinizden Emin misiniz?

Ebru Altan

Ebru Altan

E-Posta : altanebru@hotmail.com.tr

Bazı insanlarda genel ve yanlış bir kanı vardır. O da ahlaklı olmak için dine gerek olmadığı, vicdanın yeterli olduğudur. Bu kişiler vicdani bazı dürtülerin var olmasının ahlaklı olmakla eş değerde olduğunu sanırlar. Oysa ahlaklı olmak demek vicdani hisleri yalnızca hissetmek değil, vicdanın gereğini yerine getirmek demektir. Bu düşüncede olan insanlar vicdanlı olmanın ahlaklı olmakla eş değerde olduğunu sanırlar. Oysa ahlaklı olmak vicdanlı olmak değildir, vicdana uymaktır. İnsanı vicdanına uymakta samimi davrandıran güç ise imanıdır.

Vicdan insanı en doğru düşünce, tavır ve eyleme sürükleyen manevi bir kontrol mekanizmasıdır. Her insan, her kim olursa olsun vicdan mekanizmasıyla birlikte yaratılmıştır. İnsanları birbirlerinden ayıran özellikleri ise vicdanlarına hangi oranda uyduklarıdır. Adam öldürme, hırsızlık, iftira gibi ahlaksızlıkları, kötülükleri işleyen insanlar işte bu vicdani kontrol mekanizmasını yitirmiş kişilerdir.

Her insanda vicdan vardır. Fakat bu vicdanın ne kadar devreye sokulduğudur önemli olan. Akıl, kararlılık, sabır, Allah korkusu, insanı ahlaklı yapar.

Örneğin hiç kimse açıkça bir zalimliği, savaşı, açlıktan ölen insan manzaralarını, dünyanın büyük bir kesiminin fakirlik içinde yaşamasını açıkça desteklemez. Fakat iş pratiğe döküldüğünde insanların pek çoğu bu gerçekleri görmezden gelir ve bir nevi bu duruma göz yumarak rıza gösterir.

“Ben mi dünyayı kurtaracağım? Ben tek başıma neye ne kadar güç yetirebilirim ki?” mantıklarıyla göz önündeki olaylardan kendini çeker; bu konularda hiç bir gayret göstermez ve bir nevi bu duruma rıza gösterir. Burada vicdan çeşitli bahanelerle gereği gibi kullanılmamaktadır.

İmanda ise vicdanın sesine kulak verilir. Kişi kendi rahatından vazgeçer. Allah’ın hoşnutluğunu hedeflediği için fedakarlık, Allah yolunda gösterilen bir gayret pek çok şeyden daha zevkli hale gelir; zorluğa girilse bile.

Vicdanını kullanan kişi haksızlığı gördüğü anda önce asıl sebebi teşhis eder, sonra bu sebebi ortadan kaldırmak için en etkili yolu bulur, üstelik azminde ve şevkinde en küçük bir azalma veya sarsılma olmadan haksızlığın tam anlamıyla son bulduğundan emin olana kadar gayret eder. İşte bu insan, vicdanını tam anlamıyla ve doğru kullanan insandır.

Vicdanın en önemli özelliklerinden biri insanın kendi kendine doğruyu bulmasına yardımcı olmasıdır. Vicdan, kimse yardım etmese de kişiye doğruyu gösterir, ancak önemli olan insanın vicdanına başvurması, onun ne dediğini dinlemesi ve eksiksizce söylediklerini uygulamasıdır. Bu nedenle, vicdanın sesini dinlemek din ahlakını yaşamanın temel unsurudur diyebiliriz.

Allah’ı gereği gibi sevmeyen, Allah’a gönülden bağlanmamış bir insanın aklı da vicdanı da kapalı olur. İnsan Allah’ı çok sever ve Allah’tan çok korkarsa ancak o zaman aklını kullanır. Allah korkusu ve sevgisi ise akılda ve vicdanda berraklık ve açıklık sağlar. İnsan Allah’ı o kadar çok sevmeli ki, yapacağı en küçük bir vicdansızlığın Rabbimiz’in hoşuna gitmemesi ihtimalinden bile şiddetle korkmalı ve var gücüyle Allah vicdanına ne emrediyorsa onu yerine getirmeye çalışmalıdır.

“Vicdanları kabul ettiği halde yüz çevirenler” şüphesiz sadece inkâr edenler değildir. Allah için yapması gerekenleri bildiği halde, pasif, ağır, atalet içinde davrananların da bu ayetten alması gereken bir ders vardır.

“Nefse ve ona ‘bir düzen içinde biçim verene’. Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.” (Şems Suresi, 7-10)


İzlenme: 718
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR