kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

Gerçek İslam ve Yanlış Bilinen İslam

Ebru Altan

Ebru Altan

E-Posta : altanebru@hotmail.com.tr

 İslam her şeyden önce bir kolaylık dinidir. Zor olanı değil kolay olanı savunur.

 

Kuran ahlakını yaşamak aslında en kolay olandır. Ama insanlar Kuran ahlakına uygun yaşamayıp farkında olmadan hayatı kendilerine çok zorlaştırıyorlar. Peki insanların İslam’ı yanlış tanımaların en önemli nedeni ne biliyor musunuz? Bunun nedeni ne ateistler, ne materyalistler ne de dine inanmayan kimseler. Bunun tek nedeni bağnaz zihniyetli insanlar.

 

Bağnaz zihniyetin anlattığı İslam inancına göre İslam’ı yaşamak mümkün değil.  Dini o kadar zorlaştırıyorlar ki, onların anlattığı İslam ahlakına göre ibadetleri doğru olarak yerine getirmek bile imkânsız.

 

İslam’da düşünce özgürlüğü vardır, demokrasi vardır. Bağnazların anlattığının aksine İslam bir dayatma, zorla yaşatma dini değildir. Yani Kuran’a göre dileyen iman eder, dileyen etmez. Dinde hiçbir şekilde zorlama ve baskı yoktur. Allah bir ayette bu konuyla ilgili şöyle bildirir:

 

Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. (Bakara Suresi, 256)

 

Müslüman dini, İslam’ı çevresine anlatmakla mükelleftir ama hiç kimseye dindar olması için baskı uygulamaz. Müslümanın tek sorumluluğu biraz önce de söylediğim gibi Allah’ın varlığını ve Kuran ahlakını anlatmaktır. Güzel ahlakıyla, tevazusuyla, güler yüzüyle, salih amelleriyle İslam’ı gerçek anlamda yaşamak ve insanlara örnek olmaktır.

 

İslam’a göre farklı inanca sahip kişiler bir arada huzur içinde yaşayabilir. Fakat bağnaz zihniyete göre Müslüman olmayan kişilerden nefret edilir, hatta öldürülür. Bağnazların zihniyeti genelde düşünme üzerine kurulmamıştır. Yani mantıklarını kullanmazlar. Belki inanmayacaksanız ama bağnaz kişilerin birçoğuna Kuran’ı sorsanız bilmezler. Genelde inandıkları ve savundukları şeyler atalarının uydurdukları hurafelerdir. Örneğin bu kişiler baskı ve şiddeti savunurlar. Fakat Kuran’dan, “dinde zorlama olduğuna dair bir ayet gösterin” dersiniz ama hiçbir ayet gösteremezler. Çünkü zaten öyle bir ayet yoktur. Aksine Kuran’da barış, sevgi, özgürlük, demokrasi üzerine ayetler vardır. Söylediğim gibi uydukları Kuran değil kendi uydurdukları hurafelerdir.

 

Bağnazlar İslam dışındaki diğer dinlere karşı öfke duyarlar ama Kuran’da böyle bir ahlak yoktur. Hatta Allah Kuran’da Müslümanların Kuran’dan önce indirilen bütün kitaplara iman ettiklerini bildirmiştir. (Bakara Suresi, 136) Sonuçta Musevilik ve Hristiyanlık tabii ki bozulmalara uğramıştır. Ama Kuran’la mutabık çok fazla bölümleri de vardır. Museviler’e de Hristiyanlara da Peygamberler gönderilmiştir. Onlar da Allah tarafından seçilmiş kutlu peygamberler. Allah’ı seven bir insan Allah’ın gönderdiği tüm peygamberlere iman eder, hepsine karşı sevgi duyar. Ama bağnazlara göre kendi Peygamberimiz (sav) dışında başka bir peygamber asla sevilmez. Kuran’da Allah tüm peygamberlere iman etmeyi söylerken, bağnazlar bu ayetleri de görmezden gelirler.

 

Kuran ahlakına göre Kitap Ehli yani Musevi ve Hristiyanlara bakış açısı sevgi, saygı, dostluk üzerine kuruldur. Allah Kuran’da kitap ehliyle evlenilebileceğini bile bildirmişken, bağnaz zihniyetli kişiler onları düşmanları olarak görürler.

 

Kan, şiddet, savaşlar İslam ahlakıyla tümüyle zıt şeylerdir. Ama bağnazlar dini anlatmak için savaşmayı mübah görürler veya bildiğiniz gibi Allah’ın adını kullanarak masum insanları çok rahat bir şekilde öldürebilirler. Canlı bombaları, savaş yanlısı insanları görenler ise İslam’ın masum insanları din adına öldürmeyi helal kıldığını sanırlar. Oysa gerçek kesinlikle böyle değil.

 

Örneğin Peygamberimiz (sav) asla İslam’ı yaymak için savaşmamıştır.  Savaş, ancak zorunlu hallerde, kendilerine bir saldırı olduğunda savunma amaçlı başvurulmuş bir yöntemdi. Peygamberimiz (sav)’in döneminde Mekke’deki putperestler Müslümanlara çok büyük baskılar ve işkenceler uyguladılar. Hatta Peygamberimiz (sav)’e uyan pek çok Müslüman şehit edildi, evlerinden sürüldü, başka şehirlere hicret etmek zorunda kaldı. Bütün bunlara rağmen Müslümanlar hiçbir zaman şiddete başvurmadılar ve putperestleri her zaman barışa çağırdılar. Ancak bütün bu baskılardan sonra Allah Müslümanlara savaş izni verince müşriklerle savaştırlar.

 

Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılana (mü'minlere, savaşma) izni verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardım etmeye güç yetirendir. Onlar, yalnızca; "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar...(Hac Suresi, 39-40 )

 

Ayetten de göreceğimiz gibi Allah Müslümanlara savaş iznini kendilerine saldırı yapıldığı ve zulüm gördükleri için vermiştir. Yani savaş izni savunma amaçlıdır. Peygamberimiz (sav) dönemindeki savaşların hepsi savunma amaçlı savaşlardır. Peygamberimiz (sav) Mekke’yi fethettikten sonra da oradaki müşriklerden hiçbir şekilde intikam almadı. Onları affetti ve inançlarında serbest bıraktı. Çünkü Allah’ın emrettiği Kuran ahlakı bu şekildedir.

 

Allah bozgunculuk çıkarılmasını, yeryüzünde düzenin bozulmasını yasaklamıştır. Dünyada karışıklık çıkaranları Allah lanetlemiştir.

 

 ...ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte onlar, lanet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir. (Rad Suresi, 25 )

 

 

... Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın. (Bakara Suresi, 60 )

 

 

Allah’ın Kuran’da farz kıldığı ibadetler var. Ama kimse bu ibadetleri yerine getirmiyor diye suçlanamaz. Yazımın başında da bahsettiğim gibi İslam’da tam bir demokrasi, düşünce özgürlüğü vardır. Herkes kendi inancından sorumludur. Allah Kuran’da hiç kimsenin inancına karışılmaması gerektiğini Kafirun Suresi’nde şöyle bildirmiştir.

 

Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma siz tapacak değilsiniz. Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana.’" (Kafirun Suresi, 1-6)

 

Yukarıdaki ayet demokrasinin tam bir özetidir. “Sizin dininiz size, benim dinim bana.” sözüyle İslam’da hiçbir baskının olmadığını görüyoruz.

 

İslam, ahlak açısından da yaşanması en kolaydır. İslam’da sevgi, şefkat, saygı, fedakârlık, ihtiyacı olana yardım etmek, her olay karşısında Allah’a güvenip dayanmak, üzülmemek, hiçbir şeyden sıkıntı duymamak, korkuya kapılmamak, dürüst, alçakgönüllü, sabırlı, affedici olmak, başkalarının hakkını yememek, kimseyle alay etmemek, böbürlenmemek gibi çok güzel özellikler vardır.

 

Yukarıda saydığım özelliklerin tam tersini düşünürseniz bir insanın hayatının ne kadar zorlaşacağını anlayabilirsiniz. Sevgisiz, merhametsiz, bencil, tevekkülsüz, her şeyden korku duyan, üzülen, sıkıntı duyan, gaddar, kibirli, yalancı, intikamcı, hırslı, cimri... İşte İslam ahlakı bu saydığım özelliklerin hepsinin zıttıdır. İslam ahlakını yaşayan bir insan bütün bu kötü özelliklerden kurtulur. Ahirette de Allah’ın izniyle sonsuz nimetlerle dolu cennete kavuşur…

 

 

 

 


İzlenme: 695
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR