kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

AKIL BEĞENME HASTALIĞINDAN KURTULMAK...

Ebru Altan

Ebru Altan

E-Posta : altanebru@hotmail.com.tr

 Sadece kendi akıllarına, kendi teşhislerine, zevklerine çok güvenen insanlarla hepimiz bir şeklide karşılaşmışızdır. Hatta bazıları kendilerini her insandan daha akıllı görürler. Televizyon karşısına geçip, gazeteyi ellerine alıp, herkes için yorum yaparak ve akıl hocalığı yaparak, neyin nasıl olması gerektiğini anlatırlar. Adeta bu kişiler birer cevher, dünya ise bu değerli, yüksek akıl seviyesinden mahrumdur....

Zekasına son derece güvenen, ama akılcılıktan uzak olduğunun farkında olmayan bu kimselerin çevrelerinde iş ilişkisi içinde oldukları insanlarla, komşularıyla, hatta akrabalarıyla bile iyi geçinemediklerini, genelde yalnız kaldıklarını görürüz.

 

Bu akıl beğenisi içinde olan kişilerin yapamadıkları şey, kendilerine dışarıdan bakıp kendi durumlarını teşhis edebilmektir. Kendilerince tüm dünyayı “gözleri kamaştıran bir akılla aydınlatırken” bu kişilerin kendi bulundukları çevreye, yaşam koşullarına, oluşturdukları ortama baktığımızda, akıldan yoksun olduklarını görürüz.

 

Aklını beğenen kişilerde sadece her şeyin eksiğini görüp dile getirme vardır. Çünkü amaç sırf her şeyi kötüleme ve eleştirme yoluyla kendisini öne çıkartmaktır.

 

Bir kişi aklından çok eminse, aklını çok beğeniyorsa ve insanlara akıl dağıtıyorsa bu kişi kendini yeniden gözden geçirmeli ve kendisinde bir akıl beğenme hastalığı olabileceğine ihtimal vermelidir. Eğer buna ihtimal veriyorsa, Allah’ın izniyle hemen bundan kurtulabilir. Çözüm Kuran ahlakını tam uygulamak, kendisini sıkıntıya sokan kendi aklından vazgeçmektir.

 

Çünkü zeka ve akıl farklı şeylerdir. Akıl, Kuran’da bildirilen gerçekleri insanın hayata geçirmesiyle oluşur. Zekada ise kaba mantık geçerlidir. Ve bu mantık herkesin kendi doğrularına göre yorumlanır, herkese göre değişkenlik gösterir. İman olmadan, Kuran ahlakı olmadan, akıl kullanılmadan, Kuran ölçü alınmadan, insanın sadece zeki bir insan olması yeterli değildir. Hatta sahip olduğu zeka ile kendine ve başkalarına zarar verecek şeyler yapabilir. Detay konuları mükemmel kavrama özelliğine sahip olabilir ancak bu yeterli değildir. Akıl ancak Kuran’la oluşur. Çünkü aklın içinde vicdan vardır.

 

Akıllı insanın ise aklı en başta gözlerine yansır, daha sonra yüz ifadesine, duruşuna, giyimine, kuşamına, bakımına, temizliğine... Yaşadığı ortamın estetiğinden, ahlak detaylarına kadar her şeyde kendini gösterir.

 

Hayatın her alanındaki bu güzellik insanın karşılaştığı sorunların çözümünde de kendini gösterir. Kuran’la düşünen akıllı bir insan her konuda çözümcü olur. Söylenmez, şikayet etmez. Boş konularla, boş işlerle vaktini harcamaz. Eleştirileri yapıcı olur. Her zaman daha iyiye elde etmeye yönelik çözümler alır.

Akıllı olmanın alameti insanın aklını beğenmemesidir. Rabbimiz Kuran’da ‘Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. (Yusuf Suresi, 76) diye bildirmiştir.

Akıllı bir insan Allah’ın gösterdiği yoldan, Kuran’daki hikmet ve akıldan, ilim sahiplerinin bilgi sahiplerinin bilgilerinden yararlanır. Hiç bir konuda ‘’en iyi ben biliyorum’’ düşüncesinde olmaz. Her zaman öğrenmeye, yeniliklere açık olur. Çok iyi bildiği bir konuda bile ahlakına, vicdanına, aklına güvendiği bir başka kişiyle de istişareye açık olur. Böylece Allah da onda güzel bir akıl tecelli ettirir.

https://www.facebook.com/ebrualtan2012 https://twitter.com/ebru_altan_ altanebru@hotmail.com.tr 


İzlenme: 914
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR