kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

UÇTU UÇTU DİNOZOR UÇTU

Didem Rahvancı

Didem Rahvancı

E-Posta : didemrahvanci@yahoo.com

Masallar diyarında herşey ne kadar kolaysa evrimcilerin diyarında da o kadar kolaydır. Ağaçların yapraklarını yerken boyunları uzayan zürafalar, suya düşüp balina olan ayılar, engebeli arazide dört ayağının üzerinde yüremekte zorlanıp iki ayağının üzerinde yürümeye karar veren maymunlar... Daha neler, neler... Bir de sinek yakalamaya çalışırken kanatlanıp uçan koca koca dinazorlar... Sonra o dinazorlar kuş olmuşlar. Masal bu ya... Hem de öyle kuşlar olmuşlar ki, boy boy, gözalıcı renklerde, süslü püslü, herbirinin ayrı bir sesi ayrı bir mahreti var.

Peki bu sürüngenler nasıl kuş olmuş? Sinek yakalarken kollarını çırpa çırpa o kollar sonunda kanat mı olmuş? Peki sineğin orada ne işi varmış? Daha kuşlar yokken sinekler mi varmış? Sinekler niye kuş olmamış? Bu soruları evrimcilere sorun, hepsine verecek bir cevapları vardır? İlk cevap ise mutasyonlar (Mutasyon nedir bkz. http://harunyahya.org/tr/Evrim-Sozlugu/16034/Mutasyon-hayali-bir-mekanizma) olacaktır. Şimdi biraz bilimsel olarak mutasyonların imkansızlığını ve evrimcilerin ‘sürüngenler zaman içerisinde evrimleşerek kuş oldu’ masalının imkansızlığını okuyalım.

BİR SÜRÜNGEN ASLA BİR KUŞA DÖNÜŞEMEZ.

NEDEN Mİ?

1 . Bir türün başka türe dönüşmesi için mutasyonların yararlı olması gerekir. Ama mutasyonlar her zaman zararlıdır.

Bir sürüngenin DNA’sında, sadece sürüngen bilgisi vardır. Sürüngen DNA’sında bir kanat bilgisi, gaga bilgisi, tüy bilgisi yer almaz. Evrimciler ise sürüngen DNA’sına kuşlara ait bilgilerin mutasyon sonucu eklendiğini iddia ederler. Bu ise bilimsel olarak mümkün değildir. Çünkü mutasyonların %99’u zararlı %1 ise etkisizdir. Daha doğrusu etkisiz olduğu düşünülüyordu, fakat yeni yapılan araştırmalarda sessiz mutasyon denilen bu %1’lik oranında ileri ki yıllarda yine canlıya zarar verdiği ortaya çıkmıştır. Onbinlerce hastalığın sebebi olan mutasyonlar, DNA gibi hassas bir sisteme yalnızca zarar verebilir bilgi eklemez.

2. Kuş akciğeri ve sürüngen akciğerinin birbiriyle benzerliği yoktur

Kara canlılarının akciğer yapısı çift yönlüdür. Bir kara canlısı nefes aldığında hava akciğerine dolar nefes verirken aynı yoldan geri çıkar. Buna karşın kuş akciğerinde hava akışı tek yönlüdür. Bu sayede kuşlar sürekli olarak oksijen alabilirler. Bu akciğer yapısına “Avien akciğer” denir. Bu durumu konunun uzmanlarından H.R. Duncker şöyle açıklar;

Kuşlarda ana bronş, akciğer dokusunu oluşturan tüplere ayrılır. "Parabronş" olarak adlandırılan bu tüpler sonunda tekrar birleşerek, havanın akciğerler boyunca tek bir yönde devamlı akımını sağlayacak sistemi meydana getirirler... Kuşlardaki akciğerlerin yapısı ve genel solunum sisteminin çalışması tümüyle kendine özgüdür. Kuşlardaki bu "avien" sistemi başka hiçbir omurgalı akciğerinde bulunmaz. Bu sistem bütün kuş türlerinde aynıdır. (R. Dduncker, "Development of the Avian Respiratory and Circulation Systems", J. Piper, Respiratory Function in Birds: Adult and Embriyonic, New York: Springer Verlag, 1978, s.260-273)

Tamamen birbirinden farklı olan bu iki yapının zaman içerisinde birbirine dönüşmesi mümkün değildir. Böylesine imkansız bir dönüşümün gerçekleşmesi için sadece solunum sistemi değil kalp, beyin, sinir sistemi hatta oksijenin taşındığı dolaşım sisteminin de tamamen değişmesi gerekir ki böyle bir değişim imkansızdır.

3. Evrimcilerin bir iddiası da sürüngen pullarının evrimleşerek kuş tüylerine dönüştüğü aldatmacasıdır

Halbuki sürüngen pulu bilgisiyle kuş tüyü bilgisinin de birbiriyle bir benzerliği yoktur. DNA içerisinde tamamen farklı kodlamalara sahip bu yapıların birbirine dönüştüğüne dair ne genetik ne de fosil kanıtı yoktur. Kanser yapan mutasyonların pul gibi bir yapının aerodinamik kanunlara göre işleyen asimetrik yapıdaki muhteşem kuş tüylerine dönüştüğünü iddia etmek bilime karşı çıkmak demektir.

4. Sürüngenlerin kuşlara dönüşemeyeceğinin delillerinden biri de kemik yapılarındaki farklılıktır

Sürüngenler kara canlısı olduğu için kemikleri ağır ve içi doludur. Ama kuş kemiklerine baktığımızda içi boş ve hafif bir yapıyla karşılaşırız. Yine mutasyonların, kuşların uçacağını bilircesine sürüngen kemiklerini kuş kemiğine çevireceğini iddia etmek bilimsel düşünceye ve gözleme aykırıdır.

5. Sürüngenler soğuk kanlı, kuşlar ise sıcak kanlıdır

Sürüngenler vücut ısılarını kendileri üretmezler. Dış etkenleri kullanarak bu ısıyı ayarlarlar. Halbuki kuşlar vücut ısılarını kendileri ayarlar. Yapılarındaki bu değişiklik aslında devasa bir farklılıktır. Çünkü vücut ısısının korunma şekli bir canlının tüm yapısını içine alan bir farklılıktır. Bu sözde dönüşümün olması için tüm vücut yapısının farklılaşması gerekir. Bu ise yine mutasyonların eseri olamaz.

6. Sürüngenler yerde yaşamak için kuşlar ise havadan uçmak için yaratılmıştır

Sürüngenlerin tüm vücut yapıları yerde yaşamak için yaratılmıştır. Kas ve denge organlarının tamamı yerde yaşamaya uygundur. Halbuki kuşlara baktığımızda bu canlıların tamamen havada uçmaya yönelik bir kas ve denge sistemleri olduğunu görürüz. Mesela bir kuş kilometrelerce hızla uçarken bir anda bir ağaç dalına düşmeden konabilmektedir. Bu tarz bir işlem çok büyük bir denge gerektirmektedir. Bu denge de kuşlara özel yaratılan kas ve denge sistemiyle mümkündür. Bu sistemin de mutasyonlar sonucu DNA’ ya eklenmesi mümkün değildir.

7. Fosillere göre kuşlar sürüngenlerden gelmemiştir

Tüm genetik ve yapısal farklılıkların haricinde bu dönüşümün mümkün olmadığını gösteren bir delil de fosil kayıtlarıdır. Fosil kayıtlarına baktığımızda sürüngenler her zaman sürüngen, kuşlar ise her zaman kuştur. Bu dönüşümü ispat edecek tek bir tane bile arafosil yoktur. Evrimciler her ne kadar Archæopteryx (bkz. http://harunyahya.org/tr/Evrim-Sozlugu/15762/Archaopteryx) isimli kuşu evrime delil sunmaya çalışsalar da bu iddia da doğru değildir. Çünkü bu canlı tam bir uçucu kuştur. Bulunan ilk fosil kaydındaki olmayan göğüs kemiği sonraki bulunan fosil örneklerinde görülmektedir. Kuşun dişlerinin olması da yine araform olduğunu göstermez çünkü bu tarz canlılar şu an da yaşamaktadır. Ayrıca bu canlıyla aynı dönemde yaşamış kuş örnekleri zaten fosil kayıtlarında mevcuttur. Yani bir canlı kendi atasıyla aynı dönemde yaşayamacağına göre bu canlılar ayrı ayrı yaratılmıştır.

İşte bu nedenlerden dolayı koca koca dinazorların bir anda kanatlanıp uçması ve bir kuş olabilmesi asla ve asla mümkün değildir. Kuşları da, sürüngenleri de, tüm canlıları, tüm kainatı yarattığı gibi Allah yaratmıştır ve Allah’ın yarattığı ilk günden beri sürüngenler sürüngen, kuşlarda kuştur.

Sürüngenler evrimleşip kuş oldu iddiası,  evrimcilerin diğer masalları gibi büyük bir yalan, büyük bir aldatmacadır. Evrimciler ortaya bir konu atarken genelde halkın bilgisizliğinden faydalanıp, yabancı kelimeler, farklı terimler kullarak olayı son derece bilimsel ve doğru gibi göstermeye çalışırlar. Oysa ortaya attıkları tüm iddialar hiçbir bilimsel delile dayanmadığı gibi en ufak bir doğruluk payı dahi taşımaz. Dinazorların sinek yakalamaya çalışırken kanatlanıp uçacağına bugün daha ilkokula giden bir çocuk bile inanmaz. Ama ne yazık ki inanmasalar da bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi inanmış gibi yapıp sınıflarını geçmek zorundalar, çünkü okullarında hala bu bilgileri öğrenip sınavlarında bu sorulara evrim yanlısı olarak cevap vermek zorundalar.

Evrimciler her ne kadar farkında değillermiş gibi yapsalar da yenildiler.  Allah’ın varlığının apaçık delilleri karşısında elleri kolları bağlı. Her ne kadar hala inkar etmeye çalışlarda artık teorilerine inanan pek kimse kalmadı, kendileri bile.

didemrahvanci@yahoo.com
https://twitter.com/DidemRahvanci
http://didem-rahvanci.com


İzlenme: 750
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • ikna oldum

    Misafir tamam ikna oldum ama bütün bilimadamları neden evrime inanıyor o zaman, sorulması gerekn bu soru bence 24 Şubat 2014 11:08

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR