kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

TÜRKİYE’NİN AMACI YALNIZCA SURİYE’Lİ MÜLTECİLERİ KURTARMAK DEĞİL, DÜNYA ÇAPINDA BARIŞI SAĞLAMAKTIR

Didem Rahvancı

Didem Rahvancı

E-Posta : didemrahvanci@yahoo.com

Suriye’de Esed’e bağlı askerler ile direnişçiler arasında çatışmalar hız kesmeden devam ediyor. Ülkede kalanlar büyük bir yaşam mücadelesi verirken şimdiye kadar 700 binden fazla kişi de Suriye'yi terk etti. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği krizle başedebilmek için mali kaynak bulmaya çalışıyor.Mültecilerin büyük kısmı Türkiye, Lübnan ve Ürdün'deki kamplarda konaklıyor.

2 seneye yakın bir süredir devam eden çatışmalar nedeniyle ülkeden kaçanların Haziran 2013 itibarıyla 1 milyonu aşacağı tahmin ettiğini söyleyen ve bu konuda uyarıda bulunan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, her gün 2 ila 3 bin kişinin komşu ülkelere geçtiğini söylüyor.

BM kayıtlarına göre, Mart 2011'de hükümet karşıtı ayaklanmaların başlamasından bu yana Suriye'de 70 binden fazla kişi öldü. Her günde masum kadınlar, çocuklar şehir merkezlerine yapılan bombalı saldırılar nedeniyle hayatını kaybediyor. Türkiye Dış İşleri Bakanı Davutoğlu “Biz insani sorumluluğu alırız. Ama bilinsin ki siyasi sorumluluğun vebali hâlâ Suriye krizinde 70 bin insan ölmesine rağmen aynen Bosna-Hersek’te olduğu gibi karar alamayan BM Güvenlik Konseyi’nin üzerindedir.” diyerek durumun vehametini gözler önüne seriyor.

Kızılay Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, Suriye'de zulümden kaçarak Türkiye'ye sığınan ve kamplarda kalan 180 bin, sınır hattında kendi imkanlarıyla ya da yakınlarının yanında kalan 70 bin kişiyi ağırladıklarını açıkladı. Türk hükümeti Suriye sınırında elinden gelen tüm gayreti göstererek tam kapasite ile çalışıyor ve yaklaşık 200 bin Suriye’li mültecinin beslenme, giyim ve barınma ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde Türkiye çapında düzenlenen yardım kampanyası sonucunda Suriye’ye 40 yardım tırından oluşan 1000 ton un sınır bölgesine gönderildi.

Suriye’de direnişçiler ve güvenlik güçleri çatışırken Esed ise hiçbir şekilde iktidarı bırakmaya yanaşmıyor ve “Ben Suriyeliyim. Burada doğdum. Halkımı savunacağım. Burada öleceğim” diyerek bu konuda ne kadar kararlı olduğunu adeta tüm dünyaya ilan ediyor. Yalnız kendi halkına böylesine büyük bir zulüm yapan Esed daha önce Libya lideri Kaddafi’nin ve Mısır lideri Hüsnü Mübarek’in sonunun ne kadar vahim olduğunu görmezden geliyor. Beşer Esed’ın Rus üssünde tutulduğu herkes tarafından bilinirken Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un “Eğer Esed istifa etmeden onunla diyalog kurulamayacağı söyleniyorsa, onlar şunu anlamalı ki o istifa etmeyecek. Çünkü biz onun görevi bırakması için konuşmaya çalıştık. O kendi kafasında bu kararı vermiş değil." demesi politik bir cevapla konuyu kapatmaya çalıştığını açıkça gösteriyor.

Şu anda Suriye’de saldırıların, halka yapılan zulmün, tutuklamaların bitmemesinin tek nedeni bu savaşı izleyen ve destekleyen güçlerin Beşer Esed’in yerine geçebilecek bir devlet adamı bulamamış olmalarıdır. Amaç Suriye’de güçü bir yönetimin başa geçmemesini sağlamak, tıpkı Beşer Esed gibi yönlendirebilecekleri, piyon olarak kullanabilecekleri bir kişinin Suriye’nin başına geçmesini sağlamaktır. Ülkeler üzerine hakimiyet kurma politikaları işte böyle binlerce insanın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanmaktadır.

Türkiye Ortadoğu’da yaşanan tüm savaşlarda, İran-Irak Savaşı’nda, Körfez Savaşı’nda, İsrail-Filistin arasında yaşanan savaşlarda daima mültecilere destek olmuş, ülkesinden kaçıp Türkiye’ye sığınan, orada ölüm kalım mücadelesi veren masum halka elinden gelen tüm yardımı yapmıştır. Kendisine sığınan kadınları, çocukları masum sivil halkı geri çevirmek ve onları ölüme terk etmek Türkiye’ye yakışmaz. Türkiye bu politikasının değişmediğini Suriye’den kaçan 200 bin mülteciyi barındıracak mülteci kamplarının -yıllık bütçesine etkisi 200 milyar dolar olmasına rağmen- her türlü ihtiyacı karşılayacak şekilde olmasını sağlayarak göstermiştir.

Türkiye uzun süredir Ortadoğu’da üstlendiği misyon gereği büyük dönüşümlerin yaşandığı Ortadoğu’da, yaşanan her olayda ağırlığını ortaya koyuyor. Başbakan Erdoğan'ın hem Irak Parlamentosu'nda konuşan ilk yabancı lider oluşu, hem Necef'teki Hz. Ali Türbesi'ni ziyaret eden ilk Sünnî lider oluşu, yine Necef'te Şii dini lider Ayetullah Sistani ile görüşmesi, Erbil'de Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Barzani ile görüşen yine ilk Türk Başbakanı olması hep bu misyon amacıyla gerçekleştiriliyor. Türkiye şu anda Ortadoğu’nun geleceğine yön veren ve tüm İslam alemini tek bir çatı altında birleştirmeyi öngören hedefine kilitlenmiş durumda. Bölgede her fırsatta muhtemel mezhep kavgalarının ve olası bölünmelerin tehlikesinden bahseden ve bulunduğu her ortamda bütün bölge ülkelerini uyarın tek ülke Türkiye'dir. Çünkü bölgedeki bütün iç ve dış güçlerin içinde gerilim ve çatışmadan faydalanmayan tek ülke de yine Türkiye'dir.

Türkiye kuşkusuz geçmişte ne yaptıysa şimdi de daha güçlü adımlarla, daha koruyucu, kollayıcı tavırlarıyla, aktif siyasi politikalarıyla sınırlarına yığılan mültecilere -hangi ülkeden olursa olsun- kapılarını açmaya devam edecektir. Fakat mültecilerin rahat edeceği kamplar kurmak, onlara yiyecek ve barınma imkanları sunmak sadece geçici bir çözümdür. Önemli olan böyle geçici çözümler almak, Ortadoğu’da her patlak veren savaşın ardından insanlara geçici bir sığınma bölgesi hazırlamak değildir. Önemli olan Libya’da, Suriye’de, Mısır’da, Filistin’de ve diğer ülkelerde insanların hak ettikleri gibi son derece özgür, demokratik ve modern bir ortamda yaşamalarını sağlamak, demokrasiyle yönetilmelerini sağlamak, tüm Ortadoğu’da akan kanı tamamen durdurmaktır. Türkiye bu yüzden hedefini Ortadoğu’da Filistin’den Asya’da Endonezya’ya kadar uzanan bir birliğin lideri olma üzerine yoğunlaştırmıştır. Türkiye Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Türkiye’nin uzun yıllardan beri bu hedefe kilitlendiğini şu sözleriyle ifade etmektedir: "Türkiye'nin 2023 hedefi cihan devleti olmak, 2023 yılında bir cihan devleti olmak istiyoruz. Asla azla yetinmeyen gücünü sınırlamaya kalkanlara haddini bildiren bir devlet istiyoruz" didemrahvanci@yahoo.com https://twitter.com/DidemRahvanci http://didemrahvanci.blogspot.com  


İzlenme: 552
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR