kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

KOMÜNİZM BİTTİ DİYENLER YANILIYOR

Didem Rahvancı

Didem Rahvancı

E-Posta : didemrahvanci@yahoo.com

Günümüzde bazı kişiler Komünist tehlikenin 20. Yüzyılda yaşandığını ve bittiğini artık böyle bir konunun olmadığını savunuyorlar. Oysa bu kişiler ne kadar çok yanıldıklarının farkında bile değil. Komünizm kesinlikle yok olmamıştır. Temellerini Darwinist ideolojiye dayandıran sapkın inançlardan biri olan komünizm, Darwinist düşünce dünya üzerinden silinmeden de yok olmayacaktır.
 
Komünistler 20. yüzyılda Rus komünizminin yıkılmasını o dönemde Marksizmi, yani komünizmin kurucusu Karl Marx’ın öğretilerini yanlış uygulamalarına bağlıyor, kendi akıllarınca şu an o zaman yaptıkları hataları yapmazlarsa komünist sistemi tekrar canlandırabileceklerine inanıyorlar. Buna inananlar içinde Marksizm'i benimseyen çok sayıda örgüt, düşünce kuruluşu ve sivil toplum kuruluşu da var.
 
Karl Marx komünizmin doğru ilerleyebilmesi için her toplumun belli evrelerden geçmesi gerektiğini savunur. Marx’a göre halklar önce kapitalizmi yaşamalı, ardından sosyalizme ve sonra da komünizme doğru geçiş yapmalılar. Oysa Rusya'da ve diğer 20. yüzyıl komünist rejimlerinde tarım toplumundan sosyalizme doğru ani bir geçiş olmuştu. Aradaki kapitalist aşama atlanmıştı. Dolayısıyla Marksistlerin mantığına göre bu rejimlerin başarısızlığı doğal kabul ediliyordu. Şu an komünistlere göre bu ülkelerin kapitalizmi benimsemesiyle birlikte, Marx'ın sözünü ettiği "kapitalist aşama" yaşanacak ve ardından sosyalizm daha kalıcı ve güçlü olarak geri gelecek. İşte bu nedenle tüm komünistler pusuda, kapitalizmin dünyaya hakim olduğu bu anı beklemişlerdir ve bekliyorlar.
 
Lenin’in ünlü bir taktiği vardır. Bir adım ileri, iki adım geri. Bu taktiğe göre hedeflerine ulaşmak için komünistler birkaç geri adım atarak sanki hedeflerinden uzaklaşmış gibi görünürler, gerçekte ise bu bir taktiktir ve beklemektedirler.
 
Lenin bu durumu şu sözlerle ifade etmiştir:
 
Bir adım ileri, iki adım geri... Bireylerin yaşamında, ulusların tarihinde ve partilerin gelişmesinde böyle şeyler olur. Ama devrimci sosyal-demokrasi ilkelerinin, proletarya örgütünün ve parti disiplininin ENİNDE-SONUNDA TAM ZAFER KAZANACAĞINDAN KUŞKU DUYMAK, ALÇAKLIĞIN EN CANİCESİ OLUR. (Viladimir İliç Lenin, Bir Adım İleri, İki Adım Geri, Çev. Yurdakul Fincancı, Sol Yayınları, Mart 1979, Dördüncü Baskı, s. 267)
 
Lenin’in sözlerinden de anlaşılacağı gibi bir komünist -Allah’ın dilemesi dışında- komünizmden asla vazgeçmez ve eninde sonunda başarılı olacağına inanır. Komünistler şu an sadece bir geri adım atmışlardır ve komünist sisteme geçmek için uygun bir dönem bekliyorlar. Onlara göre bu uygun dönem, tüm dünyada kapitalizmin en fazla yaygınlaştığı dönem olacak. Komünistler vahşi kapitalizmi uygulayan devletler içinde bir kapital kavgası yaşanmasını ve insanların manevi değerlerinden daha çok maddiyata düşkünlük göstererek, böylelikle dinden iyice uzaklaşacakları anı beklerler. İnsanların dini, ahlakı, manevi değerlerden uzaklaşmaları komünist toplumlar için gereken ilk şarttır, bu da kapitalist sistem tarafından meydana getirilecektir. Bundan sonra pusuda bekleyen komünistlere düşen görev, kapitallere el koymak, burjuvayı etkisiz hale getirmek, aile ve devleti ortadan kaldırmak olacaktır. Komünistler inancını ve ahlaki değerlerini büyük ölçüde yitirmiş amaçsız bir toplum üzerinde bu ideallerini gerçekleştirmenin son derece kolay olacağı inancındadırlar.
 
Günümüzde Dünya üzerinde yaşanan sistem tam da komünistlerin istediği ve beklediği şekilde gelişiyor. Kapitalizm tam olarak uygulanıyor. Maddiyata olan düşkünlük gerçekten de insanları manevi ve ahlaki değerlerden uzaklaştırarak din ahlakından uzak, amaçsız toplumlar yetişmesine sebeb oluyor. Örneğin Rusya’da şu anda komünistler, kendilerince, kapitalizmden komünizme geçiş sıralamalarının bozulmasından kaynaklanan bir düzenleme yapıyorlar. Bu nedenle Rus halkını mafyanın eline verdiler ve klasik bir kapitalizmin yaşanmasına ortam hazırlıyorlar. Kurdukları bu sistemle halkı yoğun olarak ezdirip, onlara adeta "başka çözüm yok, tek çözüm komünizm" dedirtmeye çalışıyorlar.
 
Rusya’da iktidar ve bürokrasi kadrolarının tümü, eski komünistlerden oluşuyor. Diyalektik materyalizm ile eğitilmiş bu kişiler, komünizm hayallerinden vazgeçmiş değiller. Aksine komünizmin kapitalist safhadan geçmesi gerektiğine inananlar, "komünist" olmanın bir gereğini yerine getirmek için kapitalizmin yaşanmasına seyirci kalıyorlar.
 
Sadece Rusya’da değil, tüm dünyada bu durum geçerli. Avrupa’da neredeyse tüm ülkelerde komünist partiler varlıklarını sürdürmekte, hatta bir kısmı oldukça yüksek oylar almaktadırlar. Eski Doğu Bloku ülkelerinin hemen hepsinde eski komünist kadrolar tarafından yönetilen sosyalist partiler var. Komünist yazarlar, sanatçılar sessiz de olsa bir kenarda alttan alta komünist düşünceyi insanların bilinç altlarına yerleştirecek mesajlar veriyorlar. Aslında değişen hiçbir şey yok. Onlar sadece Marx’ın öğütlerine uyarak kapitalizmin kendilerine ortam hazırlamasını sabırla bekliyorlar.
 
Komünistlerin en fazla işlerine gelen şey de, şu an tüm dünyayı sarmış olan ekonomik kriz. Kısa bir süre öncesine kadar, ekonomik ve demokratik yapının zarar görmeyeceğine dair bir inanç varken, bir anda tüm dünyayı büyük bir ekonomik krizin sarması, insanların siyasi eğilimlerinin yanı sıra, hayata bakış açılarını da büyük ölçüde değiştirdi. Bu komünistler için önemli bir fırsattır. 1929'da yaşanan Büyük Buhran sonucunda da tüm dünyada büyük bir ekonomik kriz meydana gelmiş, bu da Avrupa'daki komünist ve faşist partilerin popülaritesini bir anda artırmıştır. Kömünistler Büyük Buhran'ı "kapitalist sistemin çöküşü" olarak yorumlarken halkları çok daha kolay etkileme imkanı elde etmişler ve insanları çözümsüzlük içinde tek yolun komünizm olduğunu kabul etmek zorunda bırakmışlardı.
 
Bu tehlike şimdi de söz konusu. Pusuda bekleyen tüm eski kuşak komünistler, onların yetiştirdikleri yeni komünist gruplar ve komünist gençler, böyle bir ekonomik krizden faydalanmanın peşindedirler. Dolayısıyla içinde yaşadığımız şu yıllar, komünizm tehlikesinin tekrar dünya siyasetinde etkin bir konum kazanması için son derece elverişlidir. Komünist partilerin büyük bir kısmı ekonomik krizi, ülkeleri komünist batağın içine çekebilmek için hayati bir fırsat olarak göstermeye çalışıyorlar.
 
Dünya, geçmiş yüzyıllarda insanlara çok büyük acılar yaşatan ve hala da yaşatmaya devam eden komünist terör belasından kurtulmak istiyorsa, geniş çapta anti-komünist ve anti-materyalist ilmi bir çalışmanın yapılması şarttır. Komünizmin temeli Darwinizmi, yalnızca doğa olaylarıyla sınırlandırılmış bir teori olarak görenler, karşı karşıya oldukları tehlikenin farkında değiller. Şu an PKK terör örgütünün yöntemi, Stalin’in, Lenin’in, Mao’nun, Pol Pot’un Darwinizm’in ideolojik gereklerini uygularken kullandığı yöntemin aynısı.
 
Darwinist bela durdukça, komünist bela da varlığını sürdürmeye devam edecektir. Beladan kurtulmak için tek ve en önemli şart bir an önce Darwinizm’in fikren yok edilmesidir.

didemrahvanci@yahoo.com

https://www.facebook.com/didem.rahvanci

https://twitter.com/DidemRahvanci

http://didemrahvanci.blogspot.com


İzlenme: 636
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR