kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

KIYAMETİN VARLIĞINI UNUTMAYIN

Didem Rahvancı

Didem Rahvancı

E-Posta : didemrahvanci@yahoo.com

 Gerçek şu ki, kıyamet saati yaklaşarak  gelmektedir, onda şüphe yoktur. Gerçekten Allah kabirlerde olanları diriltecektir. (Hac Suresi, 7)

Yaşadığımız her saniye kıyamete ve Allah'ın huzuruna çıkıp hesap vereceğimiz güne daha da yaklaşıyoruz.  Üstelik dünyada ne kadar kalacağımızı da bilmiyoruz. İster bir dakikalık ister 80 yıllık daha ömrümüz olsun sonunda mutlaka öleceğiz. Yüksek ihtimalle hiç beklemediğimiz bir anda ölüm melekleri canımız almaya gelecek, sonra da kıyamet günü ile karşılaşacağız. Bir anda herkes için dünyaya dair her şey anlamını tamamen yitirecek ve herkes Allah'ın, kıyametin ve ahiretin varlığını kesin görecek.

Öyleyse fırsatınız varken; dünyaya ait ne varsa hepsinin yok olacağı ve bugüne kadar yaratılmış tüm insanların bulundukları yerden kaldırılıp Allah'a hesap vermek için bir araya toplanacakları kıyamet günü için hazırlık yapmayı unutmayın.

Kıyamet günü herkesin yaşadığı dünya hayatı boyunca yaptığı herşey eksiksiz olarak önüne getirilecek. O gün, iyilikte bulunanlar, yaptıkları iyiliklerin karşılığını eksiksiz olarak bulurlarken, kötülükte bulunanlar ise yaptıkları kötülükler ile aralarında uzak bir mesafe olmasını isteyecekler. İnsanlar yapayalnız ve tek başlarına Allah'ın huzuruna çıkacak ve en ufak bir haksızlığa uğratılmadan kendileri hakkında hüküm verilecek.

Siz de kıyamet gününün yaklaşarak geldiğini ve Allah'ın huzurunda sorguya çekileceğinizi unutmayın ve yapılan hatırlatmaları hiçe sayarak Allah'tan ve dinden uzak bir yaşamı tercih edenlerin düştüğü gaflete düşmeyin.

İnsanları sorgulama (zamanı) yaklaştı, kendileri ise gaflet içinde yüz çeviriyorlar. Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinliyorlar. (Enbiya Suresi, 1-2)

 

O gün, Allah sonsuz hafızasıyla, insanın kendisinin bile hatırlamadığı her hareketini, her düşüncesini onun karşısına çıkaracaktır.

İnsan unutkandır ama Allah asla unutmaz ve yanılmaz, bu nedenle kimse dünyada işlediği kötülüklerden kaçamayacak. Bir kişi bundan 10 sene önce Allah'ın hoşnut olmayacağı bir sözü söylediğini veya aklından isyankar bir düşünce geçirdiğini hatırlamayabilir ama hesap günü Allah o sözü de, düşünceyi de –kişi tevbe etmediyse- an an karşısına getirecektir:

De ki: "Sinelerinizde olanı -gizleseniz de, açığa vursanız da- Allah bilir. Ve göklerde olanı da, yerde olanı da bilir. Allah, her şeye güç yetirendir." Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını istediği o günü (düşünün). Allah, sizi Kendisi'nden sakındırır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır. (Al-i İmran Suresi, 29-30)

 

Allah, hepsini dirilteceği gün, onlara neler yaptıklarını haber verecektir. Allah, onları (yaptıklarıyla bir bir) saymıştır; onlar ise O'nu unutmuşlardır. Allah, her şeye şahit olandır. (Mücadele Suresi, 6)

 

Kuran'da insanları sakındırmak için kıyamet gününü hatırlatan ve o zorlu günü tasvir eden çok detaylı tarifler vardır. Kıyamet günü, tüm maddesel varlıkların bozulmaya uğrayacakları, yok olacakları bir gündür. Allah'ın bildirdiğine göre, "O gün, zorlu bir gündür; kafirler içinse hiç kolay değildir." (Müddessir Suresi, 9-10).

 

Sur'a ilk üfürülüş ile kıyamet anı başlar. En ufak bir depremle bile sokakta sabahlayan insanlar, o gün sarsılmaz dağların paramparça olacağı şiddette sarsıntılarla karşılaşacaklar. Allah o günü Kamer Suresi'nin 6. ayetinde "O çağırıcının 'ne tanınmış, ne görülmüş' bir şeye çağıracağı gün..." şeklinde tarif eder.

O gün; her yeri ve her şeyi kaplayan, benzeri ne görülmüş ne de duyulmuş bir dehşet yaşanacaktır. Denizler tutuşturulacak (Tekvir Suresi, 6), gökyüzü erimiş maden gibi olacak (Mearic Suresi, 8), yıldızlar örtülüp (ışıkları) silinecek (Mürselat Suresi, 8), ay kararacak, Güneş ve Ay birleştirilecek (Kıyamet Suresi, 8-9), gök yarılıp açılacak ve kapı kapı olacak (Nebe Suresi,19), dağlar kökünden sökülüp savrulacak (Mürselat Suresi, 10), 'etrafa saçılmış' renkli yünler gibi olacak (Kaari'a Suresi, 5), tüm dünya, üzerinde tek bir tümsek bile kalmayacak hale gelecektir. (Taha Suresi, 107)

Sur'a ikinci kez üfürülmesiyle birlikte, insanlar diriltilmeye ve hesaba çekilmek üzere biraraya getirilmeye başlanır. Ayetler şöyledir:

Sur'a üfürüldü; böylece Allah'ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar. Yer, Rabbinin nuruyla parıldadı; (orta yere) kitap kondu; peygamberler ve şahitler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar. (Zümer Suresi, 68-69)

İnkar edenler o gün gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan çekirgeler' gibi kabirlerinden çıkıp, boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, "bu, zorlu bir gün" diyeceklerdir (Kamer Suresi, 7-8). Allah'ın onları hesaba çekmek için bir zaman tespit etmediğini sananlar (Kehf Suresi, 48) o gün, kaçacak herhangi bir yer bulamayacaklardır. Çünkü artık onlar sonunda varılacak tek yer olan Rabbimiz'in huzurundadırlar. (Kıyamet Suresi, 10-12)

Asla diriltilmeyeceklerini ve ölümün sonsuza kadar sürecek derin bir uyku olduğunu düşünenler, kıyamet saati geldiğinde kendilerine yapılan hatırlatmaların da gerçek olduğunu anlayacaklardır:

Derler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz?" "Biz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?" (Nazi'at Suresi, 10-11)

 

Demişlerdi ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş". (Yasin Suresi, 52)

O mahşer günü, müminler ve inkar edenler tamamen birbirlerinden ayırt edileceklerdir. Müminlerin içlerindeki coşkunun bir yansıması olarak yüzleri parlayarak "ışıl ışıl" bakmalarına karşılık, inkarcıların yüzlerini bir karartı bürüdüğü ayetler şöyle haber veriliyor:

O gün yüzler ışıl ışıl parlar. Rablerine bakıp-durur. O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir. Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır. (Kıyamet Suresi, 22-25)

Yaşamını Allah yolunda, Rabbinin rızası için geçiren müminler kıyametin dehşetli sarsıntısını sadece izlerken, Allah'a hesap vereceğini unutarak yaşayanlar tarifsiz bir pişmanlık ve hüsran içinde olacak ve Allah'ın ayetlerde ki tarifiyle  "... Bana keşke kitabım verilmeseydi, hesabımı hiç bilmeseydim" (Hakka Suresi, 25-26) diyecekler.

Herkesin ölümüyle kendi kıyameti başlayacak ve o gün, Allah'ın dilediği kimseler dışında, göklerde ve yerde olan herkesin korkuya kapılacağı, günahkarların birbirlerini suçlayacakları, inanmayanların mutsuz olacakları bir gün olacak. Yalnızca dünya hayatı boyunca Allah'ın emirlerine gönülden uyanlar; o günün korkusuna karşı güvenlik içinde olacaklar. İnsan dünya hayatında kıyametin varlığından ne kadar gaflette ve ona karşı ne kadar hazırlıksızsa, o gün kapılacağı dehşet de o denli büyük olacak. Allah ayetlerde o günün korkusunu insanlara şöyle hatırlatır:

Ey insanlar, Rabbiniz'den korkup-sakının, çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, her emzikli kendi emzirdiğini unutup geçecek ve her gebe kendi yükünü düşürecektir. İnsanları da sarhoş olmuş görürsün, oysa onlar sarhoş değillerdir. Ancak Allah'ın azabı pek şiddetlidir. (Hac Suresi, 1-2)

Unutmayın ki öyle bir günde, hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormayacak ve hiç kimse birbirine dostça davranıp, yardım etmeyecek. İnsanlar azaptan kurtulmak için en yakınlarını bile fidye olarak vermeye razı olacaklar ama bunların hiçbiri onlardan karşılık olarak kabul edilmeyecek:

Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; Kendi eşini ve kardeşini, Ve onu barındıran aşiretini de; Yeryüzünde bulunanların tümünü (verse de); sonra bir kurtulsa. Hayır; (hiçbiri kabul edilmez). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir:" (Mearic Suresi, 11-15)

Kısacası insanların o gün başlarına geleceklere karşı alabilecekleri hiçbir önlem, kaçıp-sığınabilecekleri hiçbir yer olmayacak. Kimsenin dünyadaki makamı, unvanı, malı, çocuğu, parası hiç bir şey ifade etmeyecek.  O gün insanlar sadece ve sadece yaptıkları iyi ve kötü işlere göre ayırt edilecekler. Tüm insanlara, kendilerini yaratan Allah'a kulluk edip-etmediği sorulacaktır. Gizli saklı hiçbir şeyin kalmadığı o gün, dünyada yapılan hataları telafi etmeye kimsenin gücü olmayacak.

Sırların orta yere çıkarılacağı gün; Artık onun ne gücü vardır, ne yardımcısı. (Tarık Suresi, 9-10)

Ama o gün, Müminlerin hesabı kolay olacak inşaAllah. Kıyametin ve hesap gününün korkusuna karşı güvenlik içinde olacaklar ve sonsuz ateş azabından uzak tutulup, sınırsız nimetlerle dolu cennete kavuşacaklar.

Kıyamet günü kesin bir gerçektir ve yaklaşarak gelmektedir. Dinsiz bir insanın bile burada anlatılan günle karşılaşmaya ihtimal vermesi gerekir. Bir kişinin, "Ben inanmıyorum, o yüzden bu günle karşılaşmayacağım" demesi çok mantıksızdır. Çünkü bu kişi hiç inanmasa dahi kendi mantığına göre kıyamet günü ile karşılaşmaya yüzde elli ihtimal vermelidir. Kıyamet gününün özellikleri ve cehennemdeki azap düşünüldüğünde, bu günle karşılaşma ihtimali yüzde bir bile olsa insanın paniğe kapılarak o günün ve ardından gelecek sonsuz azabın şiddetinden kurtulmaya çaba harcaması gerekir.

Üstelik her geçen saniye, bizleri ölüme ve hesap gününe daha da yaklaştırıyor. Ölüm ve kıyamet her insan için kaçınılmaz bir son. Öyleyse pişman olmadan evvel kıyametiniz ve sonsuz ahiret hayatınız için çaba göstermeyi unutmayın.

didemrahvanci@yahoo.com
https://twitter.com/DidemRahvanci
http://didem-rahvanci.com/


İzlenme: 527
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR