kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

KEŞMİR AÇIK HAVA HAPİSHANESİNDEN MEKTUP VAR

Didem Rahvancı

Didem Rahvancı

E-Posta : didemrahvanci@yahoo.com

Milyonlarca Müslümanın acılar içince yaşadığı ve onlar için adeta bir açık hava hapishanesi haline gelen Keşmir’den bir Müslüman blog sayfasına geçen hafta şunları yazdı;
 
Keşmir’i düşünmek
 
7 milyon nüfusun açık hava hapishanesine kapatıldığını düşünün. Her mahallede askeri kampların labirentinde yaşamayı düşünün. Psikolojik travmayı düşünün. Bu travmaya alıştığınızı düşünün.
 
Düşünün!
 
Ordu kapılarınız da devriye gezerken evinizde 6 gün geçirdiğinizi düşünün. Bebeğinizin açlıktan ağladığını ve mamanızın bittiğini düşünün. Benim gibi gençlerinizin tutuklanıp işkence görmemek için yer altına kaçtığını düşünün.
 
Düşünün!
 
Doktorların “ölüleri” ölü ilan edemediklerini düşünün. Cenaze törenlerine ateş açıldığını ve naaşların kirletildiğini düşünün.
 
Düşünün!
 
“Özgürlük” kelimesini söyleyemeyeceğiniz bir “demokrasi” düşünün. Gerçekte bir işgal, bir sömürgeleştirme olan bir demokrasi düşünün. Babanızın alınıp bir daha dönmediğini düşünün. Her gün içinde ölen çocuğu düşünün.
 
Düşünün!
 
Boş zamanlarınızı şehitlerin, tecavüzlerin ve katliamların hikayelerini geçirdiğinizi düşünün. Top sahanızın askeri kamplarla çevrildiğini düşünün. “Kimlik Kartı”nız olmadığı için caddelerde tokatlandığınızı düşünün.
 
Düşünün!
 
Barışın tanımının “Sadece 10 ölü, olur böyle” olduğunu düşünün. Normalin “Protestocular ‘kışkırtıcı’ teröristler” olduğunu düşünün.
 
Burada bir gün yaşadığınızı düşünün.
 
20 yıldır bunu yaşıyorum. Keşmir’de yaşıyorum. (Kaynak http://www.timeturk.com/tr/2013/02/15/kesmir-bugun-cuma-ya-gidemeyecek.html)
 
İşte Müslümanların kanayan yarası Keşmir’den gelen son mektup bu.
 
Keşmir’i unutmayın. Keşmir’de zulüm gören Müslümanların yaşadıklarına sessiz kalmayın. Sessizlik zulme ortak olmak demektir.
 
Peki Keşmir neresi? Bu kadar zulmün nedeni ne?
 
Bilindiği gibi Hint Yarımadası 2. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar İngiliz egemenliği altındaydı. İngilizler yarımadayı terk ettikten sonra Hintli Müslümanlar Pakistan’ı kurmuşlardı. Bunun üzerine Hindistan sınırları içinde yaşayan çok sayıda Müslüman Pakistan’a göç etmişti. Ne var ki Hindistan, Pakistan ve Çin sınırlarında bulunan Keşmir’in “Cammu Keşmir” tabir edilen bölgesi, %67’lik Müslüman nüfusuna rağmen dönemin Hint yöneticilerinin birtakım oyun ve entrikaları sonucu Hindistan egemenliğinde kalmıştı. İşte o tarihten bu yana Cammu Keşmir’deki - 2001 sayımlarına göre- yaklaşık 4 milyon Müslüman, Hindistan yönetiminin zulüm ve baskıları altında yaşamaktadırlar.
 
Keşmirli Müslümanlar zulümden kurtulmak ve bağımsızlıklarını kazanmak istemişler, ne var ki bu taleplerinin karşılığında 1947, 1965 ve 1971 yıllarında Hint güçleri tarafından üç büyük katliama maruz bırakılmışlardır. Bu katliamlarda on binlerce Keşmirli Müslüman şehit edilmiş, 4 binden fazla Müslüman kadın işkence ve tecavüze uğramıştır.
 
90’lı yıllarda ise Hint yönetimi şiddet uygulamalarını iyice arttırmış, binlerce Müslüman sebepsiz yere gözaltına alınmış ve işkence yapılarak şehit edilmiştir. Öte yandan evler kundaklanmış, İslami eğitim veren okullar, gazeteler kapatılmıştır. Zalim yönetim bunlarla da kalmamış, baraj kapaklarını açarak Cammu Keşmir’i ve Pakistan’ı sular altında bırakmış, böylelikle binlerce insanın hayatını yitirmesine ve bölgede çok büyük maddi hasarların oluşmasına sebep olmuştur. Bugüne dek Keşmir’de binlerce Müslümanın şehit edildiği, binlerce insanın Hindistan hapishanelerinde zulüm gördüğü ve yine binlerce kişiden ise hiç haber alınamadığı bilinmektedir. Keşmir halkına uygulanan tüm bu zulmün, şiddet eylemlerinin, sebepsiz tutuklamaların, işkencelerin, ekonomik ambargoların ana nedeni ise hiç şüphe yok ki Keşmir halkının Müslüman olmalarıdır. Zalimane uygulamalarla Müslümanların birlik olup güçlenmeleri engellenmeye çalışılmaktadır.
 
Burada yaşananlara bir de farklı açıdan bakarsak şöyle bir durumda var.
 
Keşmir altın, zümrüt ve yakut madenleri bakımından dünyanın en önemli bölgelerinin başında geliyor. Ve Hindistan'ın işgali altında bulunan bölge yüksek dağların üstünde olduğu için tüm bölgeyi rahatlıkla kontrolü altına alıyor. İşte sahip olduğu bu stratejik önem ve yeraltı zenginlikleri nedeniyle Keşmir pek çok ülkenin dikkatini çekiyor. Keşmir üzerinde yıllardır süregelen ve bir takım ülkelerin başrol oynadıkları büyük bir oyun var.
 
Keşmirli Müslümanların yarım yüzyıldır yalnızca Hindistan'la, ya da radikal Hindu örgütleriyle değil, aynı zamanda farklı ülkelerdeki İslam aleyhtarı lobilerle de savaşmakta olduğunu söyleyebiliriz. Bu güçlerin Keşmirli Müslümanlara karşı uyguladıkları vahşet ise feci boyutlardadır. Ancak tarih boyunca olduğu gibi, günümüzde de türlü propaganda yöntemleriyle Keşmir ve bölgesinde yaşananlar insanlara çok farklı şekilde aksettirilmektedir. Hint zulmüne karşı direnen, kendi topraklarında barış içinde yaşamak için mücadele veren Keşmirliler dünyaya radikal gruplar olarak tanıtılmakta, Hindistan ise radikal gruplarla mücadele eden bir ülke olarak gösterilmektedir. Pakistan'ın ise radikal grupları desteklediği, eğer Pakistan'ın telkin ve kışkırtmaları olmasa Keşmir ve Hindistan arasındaki sorunların kısa sürede aşılacağı iddia edilmektedir. Bu nedenle de asıl sorunlara neden olarak Pakistan gösterilmekte ve bu ülkelerin batılılar tarafından güçlü bir şekilde baskı altına alınmasının sorunları çözmede yardımcı olacağı söylenmektedir. Aslında bu da bir takım ülkelerin Keşmir üzerindeki politikalarının bir çizgisidir. Pakistan'ın ambargo tehditleriyle, terörist ülke listesine dahil edilmekle ya da batılı ülkelerin yüklü kredileriyle Keşmir davasından uzaklaştırılması, yalnız kalan Keşmir kalesinin de bir hamlede düşürülmesi.Yarım asra yakın bir zamandır Hint zulmüyle karşı karşıya kalan Keşmir halkının tek dileği dinlerini rahatça yaşayabilecekleri, insanların sadece Müslüman oldukları için zulüm görmeyecekleri, çocuklarını barış ve güven içinde büyütebilecekleri bir toprağa sahip olmaktır. Keşmir sorununda Türkiye'nin üzerine önemli sorumluluklar düşmektedir. Türkiye, hem baskıya ve zulme karşı çıkmak, hem de dindaşları olan Keşmirli Müslümanlara destek olmak amacıyla akılcı bir Keşmir politikası geliştirmeli ve uygulamalıdır. Keşmir'i yok sayan, Keşmir'de yaşanan zulümleri görmezden gelen bir Hindistan politikası hem Türkiye'yi manevi bir vebal altında bırakacak, hem de Türkiye'nin tarihsel kimliği ile çatışacaktır. Türkiye'nin "Adriyetik'ten Çin'e" uzanan büyük coğrafya üzerinde gerçekten etkili olması için, bu coğrafyadaki mazlum halkların sevgisini kazanacak bir siyasi çizgi geliştirmesi gerekmektedir. (Kaynak www.harunyahya.org)


didemrahvanci@yahoo.com
https://www.facebook.com/didem.rahvanci
https://twitter.com/DidemRahvanci
http://didemrahvanci.co.nr


İzlenme: 543
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Çok önemli bir konu

    Misafir Bu konunun yeniden gündeme gelmesi çok önemli. Didem Rahvancı'ya teşekkürler. 04 Mart 2013 11:44

  • HAKLARI ALINACAK

    Misafir HERKEZ ASLINDA YARATICININ EMRİNDE MELEKLER TOPLULUGU O GÖRDÜKLERİ KENDİLERİNİ NASIL HALLERE SOKACAK DİYE SINANILIYORLAR ASLINDA YOKLAR AMA ASLINDA VARLAR::.. 04 Mart 2013 11:51

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR