kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

DARWİNİZMİN HAYATTAKİ ETKİLERİ

Didem Rahvancı

Didem Rahvancı

E-Posta : didemrahvanci@yahoo.com

 Bir kısım insanlar darwinizm yani evrim teorisinin geçersizliğini ispatlayan delilleri anlatmaya artık gerek olmadığını savunuyor. Nedeni de evrim teorisi mi kalmışmış artık. İspatı da çok basitmiş; evrim varsa neden şimdiki maymunlar insan olmuyormuş?

Bu aciz açıklamalar karşısında bir evrimci de gelir karşınıza der ki; “Çünkü onlar şu an evrimleşiyor milyonlarca sene sonra insan olacaklar.”

Bazı insanlar evrim teorisnin teklikesinin ve sosyal yaşama uygunlandığında ne türlü zarralar oluşturacağının farkında değilller.

Evrim teorisi mi kaldı diyenler okullarda hala zorunlu olarak evrimin anlatıldığından, Türkiye’deki ‘Biyoloji’ ve ‘Fen ve Teknik’ kitaplarında derse evrimle giriş yapıldığından, ayrıca Suudi Arabistan, İran gibi Müslüman ülkeler dahil Dünyadaki hemen hemen bütün ülkelerde evrim teorisinin okutulduğundan habersizler.

Evrim teorisi teorisi üstü örtülecek, geçiştirilecek bir teori değil. Günümüzde okullarda evrim teorisinin propagandası zorunlu olarak yapılıyor ve gençler bilimsellikten uzak şekilde eğitiliyorlar. Bu eğitimin olumsuz etkileri de terör, zulüm, kavga, kargaşa olarak görülüyor. Yıllardır suskun kalındığı ve teori hakkındaki bilimsel gerçekler ortaya konulmadığı için birçok insan tesadüfleri ilah edinen evrim teorisinin deccali hipnozuna girdi ve bu telkinle hareket etti. En bilinen örnekleriyle Lenin, Stalin ve Mao gibi Darwinist diktatörler dünyayı kana bulamak için evrim teorisinin aldatıcı felsefesini hayat görüşü olarak uygulamaya geçirdi ve kitleler bu zalim diktatörleri takip etti.

Vahşi kapitalizm, komünizm, faşizm gibi kanlı felsefeler ilk anda birbirleriyle çelişiyor gibi görünseler de aslında hepsi Darwinizmin gaddar ideolojisini temel aldı ve bunu toplumlara uygulatma yoluna gitti.

Örneğin vahşi kapitalizm, Darwinizmin acımasız rekabet ilkesini kullanır. Üç temel unsuru vardır; bireycilik, rekabet ve kazanç sağlamak.

Vahşi kapitalist bir toplumda bireyler son derece acımasız bir ortamda rekabet ederek en fazla kazanan olmak için mücadele ederler. Bu, aynı Darwin'in doğadaki canlılar için tarifini yaptığı, sadece güçlü olanların ayakta kalabildikleri güçsüz ve zayıfların ise ezilerek yok oldukları iddiasının günlük hayata uygulanmasıdır. Sosyal Darwinizmin Amerika'daki sözcüsü William Graham Sumner’ın insan toplumları hakkındaki düşüncelerini aktardığı şu sözleri Darwinizmin acımasız yönünü çok açık ortaya koymaktadır:

“Herhangi birini yükseltmek istiyorsak kaldıraça ve bir reaksiyon noktasına ihtiyacımız var. Toplumda bir insanı yukarı kaldırmak demek, başkasının üzerine basmak demektir.” (The Challenge of Facts and Other Essays, as quoted in Mason Drukman, Community and Purpose in America: An Analysis of American Political Theory, New York: McGraw-Hill, 1971, s. 202.)

Darwin'in bilim dışı teorisiyle pekiştirilen "zayıf ve güçsüz olanların ezilmesi gerektiği" yanılgısı, eşitsizliğin, haksızlığın ve adaletsizliğin yaygınlaşmasındaki en temel faktörlerden biridir. Hiç şüphesiz bu, din ahlakında kesinlikle yeri olmayan çok büyük bir zulüm ve vahşettir. Allah insanlara, ihtiyaç içinde olanları koruyup kollamalarını emretmiştir. Fakirlerin ihtiyaçlarını karşılamak; özürlü insanlara karşı şefkatli ve merhametli olmak, onların haklarını gözetip korumak; toplum içinde yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak din ahlakının gereği olan güzel ahlak özellikleridir. Allah'ın emrettiği ahlakı göz ardı edenler ise, hem kendilerini hem de içinde yaşadıkları toplumları büyük felekatlerin içine sürüklemektedirler. Sosyal Darwinizmin neden olduğu belalar bu gerçeğin en çarpıcı örneklerindendir.

Komünizmde de aynı şekilde Darwinizmin diyalektik yani çatışma mantığından yola çıkılarak tarihin diyalektiğinin uygulanması gerektiği savunulur. Tez, anti-tez ve sentez mantığı silahlı mücadeleyle, baskı ve zor kullanılarak uygulanmaya çalışılır. Komünist diktatör Lenin nasıl devrim yapmaları gerektiğini şu şekilde anlatır:

"POLİSLERİ, ASKERLERİ, DEVLET MEMURLARINI ÖLDÜRMEK, DEVLET KURUMLARINDA YANGINLAR ÇIKARTMAK... DEVLETİN HAZİNELERİNDEN PARALARI ALMAK... Devrimci komünist güçler yenilmez silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı, İNSANLARI ÖLDÜREREK, BOMBALAYARAK, BİNALARI HAVAYA UÇURARAK KORKU YAYMAK ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır." (Vladimir Lenin, Teorik ve Pratik Terör Hakkında, Moskova 2005)

Sosyal Darwinistlerin büyük yanılgılarından biri, hayvanlar için geçerli olan kanunların insanlar için de geçerli olduğunu sanmalarıdır. İnsanlar, hayvanlardan farklı olarak şuur, akıl, vicdan ve yargı yeteneğine sahiptirler. Dolayısıyla, insanlar, sosyal Darwinistlerin iddia ettiği gibi, orman kanunlarına hiçbir şekilde tabi değildirler. Allah insanı akıl, şuur ve muhakeme yeteneği ile birlikte yaratmıştır ve her insan yaşamı boyunca bu yeteneklerini en iyi şekilde kullanmakla sorumludur. Allah her insanı belli bir ömür ile yaratmıştır. Rabbimiz'in kendisi için takdir ettiği süre sona erdiğinde her insan ölecek, sonra da dünyada yaptığı her tavrın hesabını vermek üzere yeniden diriltilecektir.

Faşizmin Darwinizmle bağını göstermek içinse Nazizmin uygulayıcısı Adolf Hitler’in ‘Ari ırk’ mantığı yeterli olacaktır. Hitler sözde Ari ırkın, diğer tüm ırklardan üstün olduğuna ve onları yönetmesi gerektiğine inanmıştı. Koyu bir Darwinist olan Hitler'in en önemli fikri dayanağı, ırkçı Alman tarihçi Heinrich von Treitschke idi. Treitschke’nin ırkçı görüşlerini Darwinizm'e dayandırdığı şu sözlerinden açıkça anlaşılmaktadır:

"Uluslar ancak Darwin'in yaşam kavgasına benzer şiddetli bir rekabetle gelişebilirler" (Burns, Çağdaş Siyasal Düşünceler 1850-1950, s.446; Alaeddin Şenel, Irk ve Irkçılık Düşüncesi, Ankara:Bilim ve Sanat Yayınları, 1993, ss.62-6)

Dünyayı kana bulayan bu felsefeler, canlıların tesadüfen ortaya çıktığını savunan ve dini ortadan kaldırmayı amaçlayan Darwinist görüşten başka bir temele dayanmıyor. Darwinist dünya görüşünde insanlar birbirlerini ruhu olmayan hayvanlar olarak görüyorlar. Böyle bir mantıkta da elbette merhamet ve sevgi duyguları yerine gaddarlık ve sevgisizlik gelişiyor.

Darwinizmin bilimsel geçersizliğinin anlatılması ve fikri mücadele yapılması çok önemli. Çünkü akıl ve vicdan sahibi hiç kimse aslında, Allah sevgisinin ruhta yarattığı mükemmel

huzur bulma hissi, güven, sevgi, merhamet ve mutluluk duygusu varken evrim teorisinin zalim felsefesini yaşamayı, çevresine ve kendisine zulmetmeyi istemez.

Ancak insanların çoğu farkında olsalar da olmasalar da, çeşitli telkinlerle Darwinist-materyalist bir yaşama yönlendirilmektedirler. Fakir insanların veya "Üçüncü Dünya Ülkeleri" halklarının sefaletine karşı üzüntü veya kaygı duyulmaması, zulme maruz kalan insanlara karşı duyarsız olunması bunun örneklerindendir. Bencil bir yaşam şeklinin hakim olması, kindar, intikamcı, kavgacı, rekabetçi ahlakın yaygınlaşması, hatta özellikle iş dünyasında bunların makbul sayılması, insanların diğer insanlara sevgi ve saygı duymamaları bu batıl dünya görüşünün başlıca belirtilerindendir. Darwinist-materyalist görüş tecavüzden savaşa kadar her türlü vicdansızlığı meşru göstermekte ve insanları buna teşvik etmektedir.

Aslında hemen her insan, Darwinist-materyalist görüşün acısını bir şekilde çekmektedir. Irkçı saldırılara maruz kalan zenci bir öğrenciden bencil ve duyarsız çocukları tarafından bakımsız ve mahrumiyet içinde bırakılan yaşlı bir anne-babaya, işvereni tarafından sağlıksız koşullarda düşük ücretle uzun saatler çalıştırılan işçilerden hayatın boş ve amaçsız olduğunu zanneden, sorumsuz ve başıboş bir hayat yaşayarak kendini maddi ve manevi bunalıma sürükleyen genç insanlara kadar, pek çok insan mutsuz, sıkıntı ve gerilim dolu bir hayat yaşamaktadır.

Bu durumun sona ermesi, insanlığın barışa, huzura ve mutluluğa, sevgi ve saygı dolu bir dünyaya yönelmesi için gereken, materyalist dünya görüşünün fikren yenilgiye uğratılmasıdır. Bunun için insanların materyalizmin dayanak noktası olan Darwinizmin bilimsel olarak çökmüş olduğunu ve Darwinizmin uygulamaya konulması durumunda ne büyük belalara neden olacağını öğrenmeleri son derece hayatidir.

Bununla birlikte Darwinizm yanılgısına kapılmış olanların da önemli bir gerçeğin farkına varmaları gerekir. Tüm eksiklikleri ve yanlışlıklarına rağmen ısrarla savunmaya çalıştıkları evrim teorisinin bilimsel olarak hiçbir geçerliliği kalmamıştır. Bugün bilim dünyasında yaşanan her gelişme bu gerçeği bir kez daha pekiştirmekte, evrim teorisi tarihin tozlu sayfalarına gömülmektedir. Üstelik tarihi pek çok tecrübe göstermektedir ki, evrim teorisinin ortaya koyduğu yaşam modeli, zulüm, haksızlık, acımasızlık, adaletsizlik ile eş anlamlıdır ve insanlara acı, gözyaşı ve kayıptan başka birşey getirmez. Bu nedenle Darwinistlerin de;

* ‘Evrim teorisinin teşvik ettiği kötülüklerin farkına varmaları,

* ‘Ön yargılarından kurtularak akıl ve bilim dışı bu teorinin savunuculuğundan bir an önce vazgeçmeleri;

* ‘Paleontoloji biliminin ortaya koyduğu milyonlarca yıldır hiç evrim geçirmemiş canlılar olduğunu ispat eden 400 milyon fosili yani bilimsel kanıtı görmezden gelip, inkar etmemeleri;

* ‘Deccali sistemin hipnozundan çıkmaları gerekir.

Hep birlikte dünya çapında sevgiyi, güzel ahlakı yaymanın, savaşları bitirmenin, Allah’ın kontrolünde olduğumuzun bilinciyle huzurla dostça yaşamanın tek yolu budur.

“Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve: "Gerçekten ben Müslümanlardanım" diyenden daha güzel sözlü kimdir?” (Fussilet Suresi, 33)

didemrahvanci@yahoo.com https://www.facebook.com/didem.rahvanci https://twitter.com/DidemRahvanci http://didemrahvanci.blogspot.com 


İzlenme: 630
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR