kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

ATATÜRK ŞEHİT KANLARIYLA ALDIĞI TOPRAKLARI KOMÜNİST ZİHNİYETLERİN ELİNE ASLA VERMEZDİ

Didem Rahvancı

Didem Rahvancı

E-Posta : didemrahvanci@yahoo.com

 "Komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük düşmanıdır. Her görüldüğü yerde ezilmelidir."
İşte Türk Milleti’nin medar-ı iftiharı ve önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün komünizme bakışı.

Atatürk'ün mirasını gereği gibi taşıyabilmek istiyorsak, "Gerçek Atatürkçülük"ün nasıl olması gerektiğini de doğru anlamalıyız. Herşeyden önce şunu çok iyi bilmeliyiz ki, koyu bir Türk milliyetçisi ve samimi bir Müslüman olan Atatürk, milli mücadelenin her safhasında komünizm ve materyalizm gibi safsataların karşısında yer almıştı.

Atatürk, huzur ve düzeni bozan, ülkeyi felakete sürükleyebilecek ideolojilere karşı milletini uyarmış, bunlarla mutlaka mücadele edilmesi ve uzak durulması gerektiğini pek çok kereler ifade etmişti. "Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara özellikle varlığı ile, hakkı ile, birliği ile çatışan tüm yabancı öğelerle mücadele gereği telkin edilmelidir" diyerek, yeni neslin de bu mücadele için bilinçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmişti.

"Biz ne bolşeviğiz ne de komünist; ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü, biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız." -Mustafa Kemal Atatürk-

Atatürk'e göre komünizm ve faşizm bu tarifin içinde yer alan, milletin geleceği için son derece tehlikeli ideolojilerdir. Atatürk, temeli Darwinizm'e ve diyalektik materyalizme dayalı olan komünizme kesin ve net tavır almış, bu tehlikeli ideolojinin "her görülen yerde ezilmesi gerektiğini" vurgulamıştır. Büyük Önder, her iki ideolojinin de gerçek yüzünü çok iyi kavramış ve halkımızı da bu konuda bilinçlendirmek için gayret etmiştir. Aşağıdaki ifadeler onun bu konudaki görüşünü ortaya koyması açısından çok önemlidir:

"Dünya milletlerinin emperyalist ülkeler tarafından zaman zaman pervasızca paylaşıldığını ve bu paylaşma esnasında gelişmemiş ülkelerin tarihten silindiğini hafızalardan silmek kadar gaflet olamaz. Dünyanın bugünkü durumu hiç de parlak görünmüyor. Her ülke, gençliğini bir başka ideolojiye sahip olarak yetiştirme gayreti içinde.

İtalya faşizm ideolojisine dört elle sarılmış. Bu ülkenin diktatörü Mussolini ülkesinin sekiz milyon faşist gencin süngüsü üzerinde yaşadığını haykırıp duruyor...

Almanya'da Hitler'in yaratarak geliştirmekte olduğu Nazilik de faşizmin bir başka, bir büyük tehlikeli benzeridir. Hitler bir ırkçıdır. Dikkat buyurunuz, milliyetçi demiyorum, ırkçıdır diyorum. Alman ırkını en üstün ırk olarak gören bir mecnundur. Alman gençliğini peşine takmış, onlara bu ideali aşılamıştır...

Moskova'da oynanan oyun ise bir başka türlüdür. Stalin yalnız kendi gençliğine değil, dünya gençliğine komünistlik ideolojisini aşılamaya çalışıyor. Komünistlik propagandasının, fukarası ve cahili çok ülkelerde ne kolay taraftar topladığı ise ortada bir gerçektir..." (Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Sabiha Gökçen, s.155)

Bu ideolojiler arkalarında milyonlarca ölü, binlerce acılı insan bırakmış, girdikleri her ülkeye yıkım ve felaket götürmüştür. Bunlar içten içe milleti kemiren ve sömüren ideolojilerdir ve gerçek vatanseverlerin bu ideolojilerle fikri alanda mücadele etmeleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün önemli bir vasiyetidir.

Atatürk, daha yıllar önce komünizmin doğuda bir ayaklanmaya sebebiyet vereceğini üstün bir öngörüyle ifade etmiş ve bu konuda tedbir alınmasının gerekliliği üzerinde durmuştur.

1932 yılında yaptığı bir konuşmada, komünizmi ciddi bir tehdit ve tehlike olarak gördüğünü şöyle ifade etmiştir:

"Bugün Avrupa'nın doğusunda bütün uygarlıkları ve hatta bütün insanlığı tehdit eden yeni bir güç belirmiştir. Bütün maddi ve manevi imkanlarını topyekün bir şekilde, dünya ihtilali gayesi uğruna, seferber eden bu korkunç kuvvet, üstelik Avrupalılar ve Amerikalılarca henüz malum olmayan, yepyeni siyasal metodlar tatbik etmekte ve rakiplerinin en küçük hatalarından bile mükemmelen istifade etmesini bilmektedir. Avrupa'da çıkacak bir savaşın başlıca galibi ne İngiltere, ne Fransa, ne de Almanya'dır. Sadece bolşevizm (komünizm)dir. Rusya'nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada cereyan eden olayları yakından izliyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan Doğu milletlerinin düşünce yapılarını mükemmelen sömüren, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinleri tahrik etmesini bilen bolşevikler, yalnız Avrupa'yı değil, Asya'yı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almışlardır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 3, s. 94-95)

Atatürk, komünizm tehlikesine karşı duyduğu endişeyi, Ali Fuat Cebesoy'a yazdığı bir mektupta da şöyle dile getirmiştir: "İçerden ve dışardan çeşitli maksatlarla bu akımın (komünizmin) memleketimiz içine girmekte olduğu ve buna karşı akla uygun tedbir alınmadığı takdirde milletin pek çok muhtaç olduğu birlik ve sükununu bozan durumların ortaya çıkması imkan dairesinde görülmüştür..." (31 Ekim 1920, SD, IV, s. 360-361)
Atatürk'ün başlattığı Türk Devrimi doğuşundan itibaren bu tehlikelerle karşılaşmış, Bolşevik liderler, Türkiye'de komünist köylü hareketin yapılmasını sürekli teşvik ve tahrik etmişlerdir. Komünistler, Türkiye'de milli ve bağımsız bir devletin kurulmasını istememişlerdir. Sosyal Hariciye Komiseri Çiçerin, daha 13 Eylül 1919'da, Sivas Kongresi sıralarında, Türk köylüsünün komünist olmayan idarecilere karşı isyan etmesini tavsiye etmiştir. Tavsiye etmiştir ama başarılı olmuş mudur? Hayır.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana sürekli, vatanı bölmek, parçalamak isteyenler olmuştur. Aynı şimdi ki gibi.

Şimdi de Türkiye'nin Güneydoğusunda kirli bir oyun oynanıyor. Bu oyunun amacı, önce Güneydoğu'yu, ardından Türkiye'yi ve en son olarak da tüm dünyayı komünist yapabilmek. Şu anda "PKK ile masaya oturalım" veya "Güneydoğu'da PKK'ya toprak verelim" şeklinde çıkan çatlak sesler, bilerek veya bilmeyerek aynı amaca hizmet ediyor: Komünist bir dünya devleti...

İnsanların bir kısmı Atatürk’ün yıllar önce uyardığı komünist tehlikenin farkında değiller.

Komünizmin en ateşli savunucuları şu günlerde gizliden gizliye propagandalarını yürüterek barış için "en iyi çözüm toprak vermek" telkinlerini sistematik olarak yaygınlaştırılmaya, bu sinsi fikri, insanlara makul göstermeye çalışıyorlar. Halkımıza, "tek çözüm bu kaldı" hipnozu uygulanıyor. Bunu yaparak, Kürt kardeşlerimizi de, bütün Türkiye'yi de kendilerince felakete sürüklemeyi planlıyorlar.

Ancak bu kişiler şunu çok iyi bilsinler ki; ülkemizin güneydoğusunda komünist bir ayaklanmaya asla müsaade etmeyiz ve kimseye şehit kanlarıyla sulanmış topraklarımızdan bir avuç dahi kesinlikle vermeyiz. Mustafa Kemal Atatürk'ün açıkça belirttiği gibi "Komünizm, Türk dünyasının en büyük düşmanıdır. Bu nedenle her görüldüğü yerde ezilmelidir" ilkesine uyar ve komünizmin ülkemize girmesine asla izin vermeyiz.

Toprak verilmesi Türkiye'yi huzura erdirmez, tam tersine çok büyük bir felaketin içine sürükler. Türk Milleti olarak bizim, şehit vermede bir sorunumuz yoktur, 70 milyonu şehit oluruz yine de vatanı böldürmeyiz.

didemrahvanci@yahoo.com
https://www.facebook.com/didem.rahvanci
https://twitter.com/DidemRahvanci
http://didemrahvanci.co.nr


İzlenme: 643
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Güzel Bir Konu

    Misafir Toprak verilmesi Türkiye'yi huzura erdirmez, tam tersine çok büyük bir felaketin içine sürükler. Türk Milleti olarak bizim, şehit vermede bir sorunumuz yoktur, 70 milyonu şehit oluruz yine de vatanı böldürmeyiz HANİ DERLER YA ADAMIN DİBİSİN DİYE SİZDE ÖYLESİNİZ.... 23 Nisan 2013 11:17

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR