kizilay_banner_728X090 width="728" height="90" title="">

Adnan Oktar: Yeni Bir Kriz Avrupa’yı Sarsmak Üzere

12 Ocak 2015 Pazartesi 11:53
adnan-oktar-yeni-bir-kriz-avrupayi-sarsmak-uzere

Adnan Oktar kimsenin pek hissetmediği Avrupayı sarsmak üzere olan bir kriz hakkında detaylı bilgiler verdi.

 Avrupa uzunca bir süredir ekonomik krizle mücadele ediyor. Dünya gündeminde geniş yer bulan bu kriz birçok Avrupa ülkesini derinden sarstı. Bugünlerde yeni bir kriz Avrupa’yı sarsmak üzere. Etkisi en az ekonomik kriz kadar sarsıcı olabilecek ayrılıkçı hareketler eski kıtayı sarmış durumda.

 

Krizin İskoçya üzerinden gelen ilk şok dalgası zararsız olunca herkes rahatlamıştı. Ancak İspanya’nın Katalonya Eyaleti’nde yaşananlar tüm dikkatleri yeniden Avrupa’daki ayrılıkçı hareketlere çekti.

İspanya’nın Kuzey Doğusu’nda yaşayan Katalanların ayrılık talepleri yeni bir şey değil. Ancak ekonomik krizin ardından İspanya’dan ayrılma talepleri daha güçlü olarak seslendirilmeye başlamıştı.

Aslında Katalanların talepleri 2006 yılında dönemin iktidarı İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero'nın da desteğiyle, özerklik haklarının genişletildiği yeni bir statü ile hemen hemen karşılanmıştı.



Ne var ki şu an İspanya’da iktidarda olan Halk Partisi'nin (PP) yaptığı itiraz sonucunda Anayasa Mahkemesi'nin 2010 yılındaki kararıyla Katalanlar genişletilmiş haklarının büyük bölümünü kaybetti. Ekonomik krizden büyük zarar gören Katalonya’nın özerk yönetim hükümetinin, İspanyol hükümeti ile yeni bir mali anlaşma talebi reddedildi. Tüm bu yaşananlardan sonra Katalonya’nın İspanya’dan ayrılması konusu ülke gündemini daha çok işgal eder oldu.

23 Ocak 2013 tarihinde Katalonya parlamentosunda onaylanan "Katalan halkının kendi geleceğine karar verme ve egemenlik deklarasyonu" adlı metin, aynı yılın mart ayında İspanya Anayasa Mahkemesi'nin aldığı kararla iptal edildi. Bunun üzerine Katalan parlamentosu, 9 Kasım'da yasal yollardan bir referandum yapılması talebini İspanyol meclisine yolladı. İspanyol Meclisi ve senatosunda yapılan oylamalarda bu talep reddedildi. Ancak bu ret ayrılıkçı Katalanları durdurmaya yetmedi. 9 Kasım’da arkasında devletin desteği olmadan bir referandum düzenlendi. Yasal hiçbir geçerliliği olmadığı için sadece sembolik bir anlamı olan bu referanduma katılım %30’lar gibi oldukça düşük bir seviyede kaldı.

Referandumdaki 1.600.000 katılımcının % 80’den fazlası Katalonya’nın bağımsızlığına "evet" dedi. Referandumun resmi bir niteliğinin olmaması nedeniyle bu evetlerin İspanya’nın birliğine olumsuz bir etkisi söz konusu değil.

Ne var ki, pek çok siyaset uzmanı tıpkı İskoçya’daki gibi, bu konunun da  tam olarak kapanmadığı görüşünde. Avrupa’nın birliğini ve uyumunu tehdit eden bu gelişmeler kapanmadığı gibi güçlenerek yayılma ihtimali söz konusu.

İtalya’nın Veneto ve Alto-Adige Trentino Bölgeleri, Belçika’da Flamanya, Danimarka’da Grönland, Fransa’da Korsika, Moldova’da Transdinyester, Ukrayna’da Luhansk ve Donetsk ayrılık talebinde bulunan bölgelerden bazıları. Balkanlarda ise durum çok daha karışık:  Makedonların, Sırpların ve Arnavutların yaşadıkları bölgelerde sık sık ayrılıkçı söylemler dile getiriliyor.

Bu ayrılıkçı hareketlerin pek çoğu etnik ya da mezhepsel farklara dayanıyor. Ayrılmak istedikleri ülkenin dilinden ya da dininden faklı olmayanlar da var. Bu bölgelerde Avrupa’daki ekonomik krizde kendilerinin daha büyük bedeller ödediğini düşünerek ülkenin nispeten fakir olan kalan bölümü ile bağlarını koparmak istiyorlar.

Ayrılık talebinde bulunan bölgelerdeki insanların pek çoğu, sokaklarını, yaşamlarını ayırmak istedikleri insanlarla uzun bir ortak geçmişe sahip aslında, bir arada yaşamak için nedenleri, ayrılma nedenlerinden çok daha fazla. Kaldı ki Avrupa, İnsan hakları ve demokrasi adına dünyanın pek çok ülkesinin özendiği bir yer. Burada azınlıkların eski zamanlardaki gibi zulüm gördüklerini söylemek nerede ise imkânsız. Görünen o ki farklılıklara rağmen bir arada yaşama kültürü, güçlü maddi çıkarlar ya da kültürel, dini ya da etnik farklılıklar uğruna kurban edilmiş durumda.

Diğer ülkeleri zayıflatma pahasına da olsa güçlü olma esasına dayanan egoist politikalar ulusların bütünlüğünü tehdit ediyor. Devletlerin parçalanmasına, hatta parçaların bile parçalanmasına yol açıyor. Ülke ülkeden, bölge bölgeden, insanlar komşularından nefret eder hale geliyor. Birinin elindeki imkânı diğerini şiddetle kıskanmaya başlıyor.

Avrupa’nın bu krizden çıkabilmesi için insanları bir arada tutan en güçlü duygu olan “sevgi”nin tüm kıta insanlarına yeniden aşılanması gerekiyor. Avrupa’da yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ya da özerklik haklarından önce, insanlar arasında şefkatin ve sevginin nasıl hızlıca tesis edilebileceği konuşulmalı. Avrupa’da yaşanan ayrılıkçı talepleri besleyen ve geçmişi çok eskilere dayanan egoist politikalar, sevgi ve merhamet silahları ile yeryüzünden kazınıp atılmalı.

Yeryüzüne sevgi hakim olduktan sonra da ortada bölünmeyi ve ayrılığı isteyecek bir toplum kalmaz. Avrupa’da ayrılıkçı hareketleri ortadan kaldırmanın yolu sevgi, şefkat, merhamet, acıma, karşılık beklemeden hizmet etme, duyarlı olma, fedakârlık, dostluk, hoşgörü, sağduyudan geçiyor.




Haber okunma sayısı: 2645

htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER